Archive - Oca 27, 2007

Ve Aşk Evliliğin Ellerinden Tuttu

Sorunsuz evlilik mi dediniz? Niye sorunsuz olmak zorunda evlilikler? Neden insanlar sırf evlilik sorunsuz olmak zorunda diye düşünmekteler?

Oysa başka her yerde sorun var. İnsan ilişkilerinin her türlüsünde sorun var. kabul edelim ki; iki insanın olduğu her yerde sorun vardır. Hele de eşler arası sorunlar ve pürüzler olmazsa olmazdır neredeyse. Bir de aşk için bir araya gelmişseniz, ister aşkın sonucunda, ister aşkı inşa etmek üzere sorunsuz ve pürüzsüz yaşamanız bir şeylerin doğal olmadığına işaret eder. Ne zaman eşinizle bir sorun yaşasanız avucunuza bakın.

Evlenmek mi? Aile Kurmak mı?

EN BÜYÜK SAVAŞLAR nerede oluyor? Irak’ta mı, Filistin’de mi? En büyük incinmeler nerede yaşanıyor? Atılan bir kurşunda mı? Yıkılan bir evin altında kalmakta mı?

En büyük mutluluklar nerede yaşanıyor? İnsanın cenneti neresi? Bir tatil diyarı mı? İş yerlerinde geçirilen zamanlar mı? Sessiz bir orman mı?

İnsanın cenneti ve cehennemi neresi? Öyle bir yer var ki, insanın hem cenneti, hem cehennemi oluveriyor. En büyük mutlulukların sahnesi olabildiği gibi, bir anda en büyük savaşların meydanı oluveriyor. Cennetten cehenneme, cehennemden de cennete anlık geçişler oluyor. Ânında cennet ânında cehennem kurulabiliyor burada.

Başörtüsü Yanlışları:

1- İçini gösteren ince türde baş örtüsü:

Yine arkadan ışık vurunca ve hatta bazen vurmadan bile içini gösteren başörtüler takılıyor. Bu durum da aşağıda 5. maddede Hz. Aişe`nin söylediği gibi dinin bu emrine açık bir muhalefet oluyor. Lütfen sokakta takacağınız başörtünüzü seçerken ve takarken içini göstermeyecek kalınlık ve kalitede olmasına dikkat edin.

2- Boynu örtmeyen baş örtüsü:

Bu yanlış uygulamaya da oldukça çok rastlanıyor. Yalnızca çene altında veya ensede bir düğüm atılınca boyun açık kalıyor ve yukarıdaki 1. ayette geçen "Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar" emri gerçekleşmiyor. Lütfen başörtünüzün ucunu boynunuzu da kapatacak şekilde yakanızın üzerine sarkıtın.

Kapıda Karşılamaya Mecbur muyum?

Eşim işten geldiğinde; süslenmiş, giyinmiş-kuşanmış, koku sürünmüş, son derece havalı ve güler yüzlü bir şekilde her zaman kapıyı benim açmamı, kendisine sevgi gösterisinde bulunmamı istiyor. Bu her zaman mümkün değil. Ev işlerini yapacağım diye kendimi helak ediyorum, o ise; yaptığım işleri küçümsüyor, beni hizmetçiye benzetiyor. Dinen; o mu haklı, ben mi haklıyım?

İslâm dini Müslüman kadın ve erkeklerin evlenip yuva kurmalarına çok önem vermektedir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de, “Size onlar sayesinde veya onlarla huzur ve sükûnete ermeniz için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet halk etmesi O’nun kudretinin alâmetlerindendir. Bunda düşünen bir topluluk için işaretler vardır.” (er- Rûm 30/21). buyurmuştur.

Kadın Dindarlaştırır!

Kadın; HAVVA. Yani İsevilere göre ilk günahın müsebbibi.

Kadın; HAVVA. Yani, Efendimize sevdirilen üç şeyden biri.

Kadın; HAVVA. Hayatın diğer yarısı. Erkek varlığının

vazgeçilmez unsuru. Bütün dinlerin, ideolojilerin, fikirlerin tanımlamaları ve bakış açıları farklı olsa da, hepsinin buluştuğu son nokta: İşte öyle bir şey !

Din, Allah’ın erkeğe ve kadına cinsiyetleriyle var olmalarını ve birbirlerini tamamlamalarını öğütler. Dindar olmanın şartı evli olmak değildir. Fakat “tam” bir insanın olmanın şartıdır. Dindar insan tam olma iddiasındadır. Bu sebeple dindar erkek bekar değildir. Dindar kadın da bekar değildir. ( İstisnalar hariç!) “Bekarın dini yarımdır, evlenince tamamlanır.” Hadisi bunun için anlamlıdır. Bunun için geleneğimizde erken evlenmek “emir” telakki edilmiştir.

Erkektir yapar diyenlere..

İslamda zina konusunda erkek ve kadın ayırımı yapılmamakta ve islam bu şekilde bir yakıştırma yapmazken toplumumuz iffetli bayanları zina yapan erkege müstehak görmekte.Buyurun Sonsuz Adaletin cevabı...

" Zina eden erkek, zina eden ya da müşrik olan bir kadından başkasını nikahlayamaz; zina eden kadını da zina eden ya da müşrik olan bir erkekten başkası nikahlayamaz. Bu, mü'minlere haram kılınmıştır."
Nur Suresi/3

Hanımlar!!! Eşinize Karşı Gözyaşlarınızı Silah Olarak Kullanmayın !

En ufak bir sorun karşısında gözyaşları hazırdır. Bir bakarsınız ki akıvermişler. Evet bazı insanlar gerek sevinç ve gerekse hüzün anlarında gözyaşlarına kesinlikle hakim olamazlar. Amaçları arasında çoğu zaman karşı tarafı etkilemek yoktur. Bu tarz bir gözyaşı dökmenin evlilik açısından en büyük sakıncası, eşinize bu şekilde zayıf yönünüzü gösteriyor olmanızdır.

Şayet aranızdaki diyalogda problemleriniz varsa, üzgün olmanız eşinizi çok fazla etkilemeyeceğinden, eşiniz bu zayıf yönünüzü negatif yönde kullanabilir. Bu sebeple tüm evliliklerde, özellikle de sorunlu evliliklerde daha güçlü görünmek en sağlıklı olanıdır. Bir de gözyaşlarına hakim olabileceği halde, olmayan ve amacı eşini duygusal anlamda etkilemek olan hanımlar vardır. Aslında birçok hanımın fıtratında duygusallık vardır.

Erkeğin Kadına Karşı Vazifeleri

Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretleri Mârifetnâme isimli kitabında özetle buyuruyor ki:

1- Ona karşı her zaman güzel huylu olmalı.

2- Ona her zaman yumuşak davranmalı.

3- Eve gelince, hanımına selâm vermeli.

4- Ona, tenhada, sevdiğini söylemeli.

5- Üzüntülü görünce, hâlini sormalı.

6- Her şeyde gönlünü almalı.

7- Çocuk terbiyesinde, ona yardım etmeli.

8- Memleketinde, âdet olanları giydirmeli.

9- Mümkünse, iyi şeyler yedirmeli.

10- Hanımını dövmemeli.

Aklın Şerefi, Hakikati ve Kısımları

Aklın Şerefi
Aklın şerefini açığa çıkarmak, isbatı zor olmayan konular dandır. Daha önceden ilmin şerefinin bilindiği bir durumda, aklın şerefini bilmek için herhangi bir zorlamaya hiç de ihtiyaç yoktur. Çünkü ilmin kaynağı akıldır. Çünkü ilim, akıldan doğar. Akıl, il min esası ve temelidir. İlim ile akıl arasındaki ilgi meyve ile ağaç arasındaki ilgiye benzer. Güneş ile ışık, göz ile görmek arasındaki nisbet gibidir.
Dünya ve ahiret saadetinin vesilesi olan akıl, nasıl olur da şerefli olmaz veya böyle bir akıldan nasıl şüphe edilebilir? Hayvanların temyiz kabiliyeti kısa ve kusurlu olduğu halde, onlar da akla ihtimam gösterirler, akla kıymet verirler. Cüsseli, azgın ve kuvvetli bir hayvan bile, bir insanı gördüğü zaman ona hürmet eder ve insanın kendisine galip geleceğini hissettiği için insandan korkar. Küçük bir insanın koskoca hayvanlara galip gelmesi, hileli yolları idrâk etmesinden ileri gelmiyor da neden ileri geliyor?

İlmin Âfetleri, İyi ve Kötü Âlimlerin Alâmetleri

Kitabımızın başında ilim ve âlimler hakkında vârid olan ayet ve hadîsleri zikretmiştik. Kötü âlimlere dair çok korkunç tehditler mevcuttur. Bütün bu rivayetler kötü âlimlerin kıyamet günü uğrayacakları şiddetli azâbı haber vermiş ve onların herkesten daha çok eziyet çekeceklerini bildirmiştir. Bu bakımdan müslü manlara düşen vazifelerden biri de; kötü âlimle, iyi âlimi birbirin den ayıran alâmetleri iyice öğrenmektir.
'Dünya âlimleri derken anlatmak istediklerim, dünya lezzet lerine dalan ve dünya rütbelerine ulaşmak için ilim yapmaya çalışan insanlardır.

Hoca ve Talebenin Riayet Edeceği Âdab

Talebenin hocaya karşı takınacağı tavırlar ve zahirî vazifeler çoktur. Fakat biz bunları on cümle ile ifade etmek isteriz.

1. Talebenin birinci vazifesi, kalbini çirkin ve rezil sıfatlardan temizlemektir; zira ilim, kalbin ibadeti, namazın sırrı ve bâtını Allah'a yaklaştıran bir sıfattır. Nasıl ki âzaların vazifesi olan namaz, ancak zâhirî necaset ve taharetten temiz olmakla sahih ve câiz oluyorsa; bâtının ibadeti de kalbin ilimle tâmir edilmesinden, necis sıfatlar ve habis ahlâklarından uzaklaştırılmasından sonra caiz olabilir.
Hz. Peygamber şöyle buyurmamış mıdır?

Halkın İlm-i Hilâfa Yönelmesinin Nedenleri, Cedel ve Münazaranın Âfetleri ve Mübah Olmasının Şartları

Allah'ın Rasûlü'nden sonra hilâfet makamına, râşid halifeler geçtiler. Onlar Allah'ı bileqn âlimlerin önderleri idiler, ahkâm il minde birer büyük fakihtiler. Karşılarına çıkan meseleler hakkında tek başlarına fetva verecek güçteydiler.

İstişare edilmesi lâzım gelen konularda istişareye ehil olan sahabîlerle istişare ederler ve sahabenin fakihlerinden yardım isterlerdi.

Böyle olduğu halde o devrin âlimleri tamamen âhiret ilmine yönelmiş kişilerdi. Daima bu ilmi tahsil etmeye çalışırlardı. Fetva istendiği zaman kendisinden fetva istenen kişi, isteyeni başkalarına gönderirdi. Dünya ile ilgili bir sual soranı, biri diğerine havale ederdi. İctihadda tamamen Allah'a yönelmişlerdi.

Yemek Tarifleri

Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar



Google
 

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:

Fetvalar::1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13