ŞEYTANLA BİR GÖRÜŞME!

Şeytanla kabristanda karşılaştılar. Şeytan çok neşeliydi.

Adam sordu: "Bu ne hâl?"

"Altın devrimi yaşıyorum." diye cevap verdi şeytan.

Adam anlamazlıktan geldi: "Ne demek istiyorsun?" "Sen de pekâla biliyorsun" dedi, "Asırlarca âhir zaman dedim durdum. Şimdi artık mutluyum. O Asr-ı Saadet'te neler çektiğimi bir ben bilirim. Hangi sahabeyi görsem dizlerimin takatı kesilirdi. Hele Ömer, onu görünce saklanacak delik arar, yolumu değiştirirdim. Daha sonra da rahat yüzü gördüm sayılmaz.

Sahabeler gitti, müçtehidler geldi. Her asırda bir kutup, bir müceddid, nice alim, nice veli... Bana rahat yüzü mü gösterdiler?. Geylânî gitti, Gazali geldi; Rabbanî gitti, Mevlâna geldi.. Selçuklunun çöküşüyle biraz rahat edeceğimi sandım. Ne gezer. Al sana Osmanlı Ama şimdi altın devrimi yaşıyorum. Evet altın devrimi. Şeytan, daha sonra da bir nârâ atarak "Gün benim, devran benim" diye ekledi.

Aşk Asla Yetmez

Bir işin gerek şartı aynı zamanda yeter şart olmadığı gibi, parça da bütün değildir. Gelin görün ki, insanoğlu çoğu kez gerek şartı yeter şart zanneder ve çoğunlukla parçayı bütünle özdeşleştirir. Zira, bir iş gerek şart olmaksızın gerçekleşmez ve bir bütün parça tamam olmadan bütün olmaz. Ve bu durum, dikkatlerin kendisi olmadan sonucun gerçekleşmediği ‘gerek şart’ ile kendisi olmadan bütünün yarım kaldığı ‘parça’ üzerinde yoğunlaştırır. Bu yoğunluk—parça-bütün ilişkisi gözden kaçtığı ve gerek şartın yeter şart olmadığı unutulduğu takdirde—sair şartlara ve sair parçalara, hatta işin ve bütünün tamamına dair bir algı körlüğünü getirir. Bu körlük, idraki daraltır. Sonuç parçanın bütünün tamamı imiş gibi muamele görmesi, ‘gerek şart’ın ise ‘yeter şart’ makamına terfi etmesidir.

EVLİLİK İHTİYAÇ MIDIR?

İnsanoğlu yaratılış itibariyle birbirine muhtaç ve birbirini tamamlayıcı şekilde dünyaya teşrif buyurmuştur. Ve yine insanoğlu mutluluğunu da, huzurunu da, üzüntüsünü de paylaşarak varolur.

Daha doğarken başkasının avuçlarına doğarız, varoluş sebebimiz ve hayatı idame ettirebilmemiz ancak ötekiyle mümkündür.

Ve zamanı geldiğinde ötekiyle birleşme ve bütünleşme arzusu hissedilir... Hepimiz hedefe birlikte yürüyeceğimiz kişiyi yanımızda görmek isteriz.

YANİ EVLİLİK PAYLAŞMAKTIR

Evlilikte İnancın Gücü

Kâinata koyduğu tekvinî kanunlara gâyeler derceden Yüce Allah, nesillerin devamı için erkek ve kadının evlilik müessesesi altında yaşamasını takdir etmiştir. Evlilik, ferdin duygu ve düşüncelerinin dağınıklıktan kurtarılması, cismânî hazlarının kont-rol altına alınması ve ahlâk sağlığı açısından önemli bir sigortadır.

Evlilik ve aile hayatından herkesin beklentisi, dünyada cennetin küçük bir misâlini yaşayabilmektir. Zîrâ her fert yuva kurarken, maddî-mânevî değerlerin paylaşıldığı bir ortam hayal eder. İdeal mânâda evlilik, huzurun hedeflendiği bir anlaşmadır.

Fareler ve İnsanlar

Bu yazının, John Steinbeck' in " Fareler Ve İnsanlar " adlı kitabıyla bir ilgisi yok. Zaten yazının kendisi bunu belli edecek... Farelerden bahsetmek istiyorum ilk önce.. Evet farelerden... Doğadaki en tiksinç yaratık ne diye sorsalar fareler derdim... Farenin o kulakları, ayakları, kılları, gövdesinin iğrenç hali; kısacası farenin o bütün görünümünün tiksindiriciliği beni iğrendirir... Yaratılan hayvanları severiz, bu ayrı bir mevzu. Ama fare kendisinden tiksindiğimiz bir hayvandır... Bazı insanlar küçük beyaz farelere güzel derler ve severler.

Bazı Erkekler Neden Kudurur…?

“Mehtap Hanım… ben 39 yaşında 4 çocuk annesi bir ev hanımıyım. Eşim benden iki yaş büyük. Zamanında evlenirken eşimin çok iyi bir insan olması, ahlaklı olması, edepli olması gibi gerekçelerle evlendim. İnanın ki son derece salih bir insandı.

Son dönemde ona ne oldu anlamadım. Birkaç yıldır internet alışkanlığı başladı. Önceleri kötü sitelere girip çıkmaya başladı. Porno içerikli yerlerden çıkmaz oldu. Şimdilerde güya kötü bir amacı olmadan kumar oynanan yerlere giriyor. Sadece kadınlarla oyunlar oynuyor. Orada tanıştığı bayanlarla buluşuyor, tanışıyor, sohbet ediyor. Yaptıklarından rahatsız olduğumu dile getirince, yaptıklarının içinden geldiğini, beni ilgilendirmediğini, onun özel hayatı olduğunu söyleyerek kestirip atıyor. Resmen koptuk. Aile hayatı diye bir şey kalmadı bizde. Hatta onunla birlikte olurken, iğrenç filmler izlemek istiyor ve bana da zoraki izletmeye çalışıyor. Orada gördüğü şeyleri bana yaptırmaya çalışıyor. Çok utanıyorum bunları yazarken ama, ilişkide haram şeyler istemeye başladı. Ben kabul etmeyince de kızıyor. Beni boşanmakla tehdit ediyor. Çok bunaldım. Ne yapacağımı bilemiyorum.

AİLE İÇİ İLETİŞİM PROBLEMLERİNE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Hayat standardında görülen olumlu gelişmeler, modern toplumlarda mutluluk sağlamaya yetmemiştir. Hayatı kolaylaştıran türlü türlü cihazlar, kişilere mutluluk verecekleri yerde bazen eksiklikleriyle ciddi mutsuzluklara sebep olabilmektedir. Modern toplumlarda şayet eşler birbirlerine destek olamazlarsa, aslında kolaylaştırılmış gibi gözüken hayat şartları, ağır bir yük olarak omuzlarına yüklenmektedir.

Ezcümle, “hayat, ancak eşlerin birbirine kolaylaştırmasıyla kolay, zorlaştırmasıyla da zordur” dersek mübalağa etmiş olmayız inancındayız. Bu yazımızda, aile içi iletişim problemlerinden birine, bazı örnekler aktararak -son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’in hadisleri ve uygulamaları çerçevesinde birtakım tavsiyelerde bulunacağız.

Eşimle Anlaşamıyorum(!) diyenlere..

Eşimle anlaşamıyorum!

Eşlerin anlaşamamasının üç sebebi vardır:

Mânevî sorunlar, maddî sorunlar ve çevrenin etkisi.

Allah insana öyle bir beyin vermiş ki, problemlerin bütününü çözebilir.

Eşler arasında maddî durum sorun olmamalı.

Durum ortada. Ne kazanıyorsak, onu yiyeceğiz. Bu dünyada pek çok fakir zevk içinde, huzurla yaşamıştır.

Pek çok zengin de rahat bir nefes alamadan göçüp gitmiştir.

“Et getir, ekmek getir, baldan da haberin olsun. Et yok, ekmek yok, halden de haberin olsun.”

Dünyada her üç kadından biri istismar ediliyor

Dünyada en az her üç kadından birinin yaşamı boyunca dövüldüğü ve cinsel ilişki için zorlandığı belirtildi. İstismarın sıklıkla aile üyelerinden biri tarafından uygulandığını söyleyen Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Yüksekokulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahsen Şirin, şiddetin etkilerinin kadının sağlığını bozabildiği gibi fizikî ve mental iyiliğini de etkileyebildiğini kaydetti.

Şirin, "Bunun yanı sıra uzun vadede kronik ağrı, fizikî sakatlık, alkol ve ilaç bağımlılığı, depresyon gibi sağlık problemlerinin artmasına sebep olmaktadır. Geçmişinde fizikî ve cinsel şiddete uğrayan kadınlarda, istenmeyen gebelik ve cinsel yolla bulaşan hastalık riski de artmaktadır." dedi. Türkiye'nin toplum ve kültür yapısının istismarı desteklediğini savunan Şirin, "Geleneksel kadınlık rolü beklentileri, kadının adeta kurban pozisyonunda kalmasını teşvik etmektedir. Fizikî istismar, kadınlara karşı kaba kuvvet kullanma şeklinde ortaya çıkmaktadır. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun yaptığı araştırmaya göre kadınların eşi tarafından dövülme sıklığı yüzde 29,6 olarak bulunmuştur. Çalışmalar, evli kadınların yüzde 41,45'inin eşi tarafından aşağılandığını göstermiştir. Başka bir araştırmada ise evli kadınların yüzde 40,58'inin eşi tarafından cinsel ilişkiye zorlandığı saptanmıştır." diye konuştu. Aile içi şiddete uğrayan kadınların bunu söylemekte zorlandığını, vurgulayan Şirin, "Aile içi şiddete uğradığından şüphelenilen hastaların kronik yakınmaları ve gebelik sırasında görülen fizikî yaralanmaların özenle incelenmesi, uygun sorular ve muayene yöntemleriyle teşhis koyulurken bütün kayıtların eksiksiz tutulması önerilen davranışlardır." dedi.

Dizilerde kutlamalar alkolle yapılmak zorunda mı?

Yıllardır sigara ve içki, masum alışkanlıklar ve modernliğin, çağdaşlığın bir göstergesi olarak gösterilmeye çalışıldı. Sosyal içicilik teşvik edilirken bu konuda en etkili araçlar da görsel yayınlar, bilhassa filmler ve dizi filmler oldu ve olmaya da devam ediyor.

Yerli ve yabancı filmlerin ve dizilerin büyük bir kısmında kişiler üzüldüklerinde ve daha çok sevindiklerinde alkol kullanıyorlar. İçenlerin çoğu erkek ve bilhassa dışarıda veya iş dönüşü evde eşlerinin ve çocuklarının da bulunduğu aile sofrasında içiyorlar. Bilhassa son yıllardaki dizilerde alkollü içki, ailelerde her fırsatta, özellikle bir şeyleri kutlarken çocuk ve gençlerin yanında daha fazla içiliyor. Bazı aile dizilerinde o aile yapısı içinde dinî ve ahlakî değerlerine en çok bağlı olan dizi kahramanları bile zaman zaman kontrollerini kaybedip alkollü içki alıyor ve daha kötüsü içki içmek normal hayatın bir parçası olarak gösteriliyor. Kadınların sarhoş olması bu tür dizilerde zaman zaman biraz da normal gösteren bir mizah tarzı içinde işleniyor.

Chat, evlilikleri yıkıyor

Son yıllarda internetin hızla yaygınlaşması evli çiftlerin yaşadığı sorunların arasına bir yenisini daha ekledi: İnternette karşı cinsle chat (sohbet) yapmak.

Önce merak duygusuyla yeni insanlarla tanışıp kimliğini gizleyerek özellikle cinsel konularda sınırsızca konuşmak, sonra bunun tutku haline gelmesi, bağlanma ve eşini aldatma geliyor. Son olarak Yargıtay'ın bir davada karşı cinsle chat yapılmasını boşanma sebebi sayması durumun ciddiyetini açıkça gösteriyor. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Evlilik Danışma Merkezi sorumlusu psikiyatr Dr. Rukiye Hayran'a göre, karşı cinsle chat yapma merakının en büyük sebebi eşler arasındaki iletişimsizlik. İnsanların yakınlık kurma, ilgi, şefkat gösterme duygularını kaybettiğine dikkat çeken Hayran, özellikle büyük şehirlerde insanların evli olsalar bile kalabalıklarda yalnızlık yaşadığını belirtiyor. Sanal alemde tanımadığı insanlarla sınırsızca her konuda konuşmak insanların merak ve macera duygularını da tahrik ediyor. Kimi zaman sigara, kumar gibi bağımlılık haline gelebiliyor bu istek. Evli çiftlerin kendilerine en çok 'konuşamıyoruz' şikayetiyle geldiklerini ifade eden Hayran, "Birbirlerinin ihtiyaçlarını giderecek biçimde iletişim kuramıyorlar. İnsanlar özellikle büyük kentlerde sürekli çalışıyor ve eve posaları geliyor. İki taraf da çalışıyorsa durum daha da kötüleşiyor. Monotonlaşan yaşam içinde arayışlar başlıyor. Eşinden görmediği yakınlığı sanal bir kişiden gören kadın veya erkek artık enerjisinin çoğunu ona yönlendiriyor. Ailesini ihmal ediyor. Bu yüzden boşanan çiftler var." diyor.

CHAT'ır CHAT'ır boşanıyorlar!

İhanette dünya rekor kırdık! Eşinin chat yoluyla kendisini aldattığını tespit ettiren 690 Türk boşandı. 3 bini de dava açtı.

'Sanal ihanet'e uğradığını anlayan 960 kişi, eşini boşadı Türkiye, bu rakamla chat ayrılığında dünya birincisi oldu.

Hayatımızı değiştiren internetin bir gün yatak odasına da gireceği kimsenin aklına gelmezdi.

Ancak internet sohbet odaları ihanet fırsatları olunca, zaten artan boşanmalara yenileri eklendi.

Karısından ya da kocasından şüphelenenlerin işi bir bilene havale edip bilgisayarlarına kurduttuğu key logger'larla tüm yazışmaları takip altına aldırdı..

Erkeklik Neden Gay'ıyor?

Her fırsatta "Erkek milletiz" diye övünürüz ama, bu problem aslında ülkemizde öteden beri gizliden gizliye yaşanan, sargıların altında kanayan bir yaradır; bilen bilir. İşte bu yara ‘star,’ ‘ilah(!)’ vs. diye tanıtılan bir şarkıcı vesilesiyle açığa çıkınca, toplum olarak birden irkildik tabiî. Oysa biz sadece hakemleri öyle sanırdık; bir de, elin gavurunu... Bizi tatlı gaflet uykumuzdan uyandırmanın ne âlemi vardı ki?

Böylesi yazılara problemin tarihçesi ile başlamak adettir esasında. Ne var ki, Kur’ân sayesinde, bu problemin Lût kavminden beri var olduğunu hepimiz zaten biliyoruz. Bu noktada dikkat çekici olan, çoğumuzun üzerinde konuşmayı bile ayıp saydığı bu konuda Kur’ân’da o derece çok ve açık ifadelerin bulunmasıdır. Meraklıları Hûd, Hicr, Şuarâ, Neml ve Ankebût sûrelerine havale ediyorum. Kur’ân, Lût kavmi örneğinde kendisine temas ettiğine göre, demek ki, bu problem ‘Lût kavmi kadar eski, yok farz edilmeyecek kadar önemli, zinadan bile çirkin, ama herhangi bir insanî yanılgı kadar da konuşulabilir’ imiş.

MÜFLİS KİMDİR?

İnsanlar arasında hiç malı bulunmayana veya malı pek az olana veyahut da malı helak olmuş kimseye müflis denilirse de, hakikî müflis hadîs-i şerîfde bildirilen kimsedir. Ebû Hüreyre'nin (r.a.) rivayet ettiği hadîs-i şerîfte: Resûlüllah (s.a.v.): "Müflis kimdir bilir misiniz?" buyurdu. Ashâb: "Bizim aramızda müflis hiç bir parası ve malı olmayan kimsedir", dediler. Bunun üzerine, Resûlüllah (s.a.v.) buyurdular ki;

"Ümmetimden hakîkaten müflis, kıyâmet gününde namaz, oruç ve zekâtla gelecek olan kimsedir. Ama şuna sövmüş, buna zina iftirâsında bulunmuş; şunun malını yemiş; bunun kanını dökmüş, diğerini de dövmüş olarak gelecek. Ve buna hasenâtından, şuna hasenâtından verilecektir. Şâyet dâvası görülmeden hasenâtı biterse, onların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenecek, sonra cehenneme atılacaktır."

“Her bakımdan” garanti olarak görülen eşler!

YAKIN BİR ZAMANDA, bilmem fazla rijit bir tarzda teorileştirildiğinden midir nedir, duyunca irkildim. Bir düşünce insanı ilginç bir teori geliştirmişti:

“Dindar erkeklerin eşleri, onları “her bakımdan” garanti olarak gördüklerinden dolayı onlara insan gibi davranmıyorlar.”

Yemek Tarifleri

Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar



Google
 

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:

Fetvalar::1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

İçeriği paylaş