Anlaşılamamak Anlaşılır Bir Durumdur

Kimseler anlamasın beni!
"Züleyha'nın zindanında "Yusuf" anlasın,
"Leyla'nın çöllerinde "Mecnun" anlasın,
"Şirin'in dağlarında "Ferhat" anlasın,
"Aslı'nın yüreğinde "Kerem" anlasın,
Sen anla…

Aşk ayrılığa düştüğünden beri kazanılmış sınavları görmeyen benliğimiz, kaybolmuş aşkların izinde sarsıntılı yürüyüşler yapıyor. Pencerelere perdeleri çekerek sokakları yalnızlaştıran insan, aşk adını verdiği kendi yalnızlığının derin kuyularında uzanacak elleri bekleyen çaresizliğe teslim olurken, içeride soluduğu hava, kendini esir ettiği dört duvar ve masasının üzerinde su vermeye bile gerek duymayacağı naylondan suni çiçeklerle günbegün solgunlaşıp, baharlarda kendine gülümseyen papatyalardan da mahrum kalıyor. Her yitirilen sevdanın ardında derinleşen boşluk girdabında acı çeken masum duygular, yeni bir günü aydınlatacak kızıl bir güneşin getireceği yeni müjdelerinde olmadığını düşünüyor. Arabesk fanteziler üzerine acılı hayatlar kurgulayan gençlik, çözüm bulmak yerine sorunlarını daha da kalabalıklaştırıyor. Hemde; mutsuzlaştıkça, mutlu olduğunu zannederek büyük bir yanılgı bataklığına saplanıyor.

Aşk yitik, yitirilen benlik, acı çekense hep hayat oluyor…
Oysa ben, “aşkı seslerden bir ses değil, bütün sesleri susturan bir çığlık yapmak için arıyorum. Onu bulana kadar bu kalabalık sokaklarda payıma sessizliğin düştüğüne inanıyorum. Sende inan…


Beni kimseler anlamasın!
Gözyaşlarını yüreğinde biriktiren "hüzün" anlasın,
Yaprakları sararmış "hazan" anlasın,
Karanlıkları örten "güneş" anlasın,
Güneşe örtü olan "gece" anlasın,
Sen anla…
Çölleşen ruhumun bağrından fışkırıp avuçlarımda biriken masum damlacıklarım. Ey benliğimi kirlerinden arındıran bengisu pınarlarım. “Göz yaşlarım...
Sizi, bana en iyi ne anlatır?. Yazdığım şiirlere, sığındığım cümlelere, yaşadığım sokaklara yabancılaşan aynadaki yüzümmü?. Bütün beklentilerimin içinde yer edinen sınırsız korkularım ve sonsuz ümidim mi?. Kayıp adreslerde sahiplerini bulamadan geriye dönen pulsuz mektuplarımmı?. Nisanı ve kırkikindi yağmurlarını bekleyen susuz kalmış hazanım mı?. Güneşe, gökkuşağının el değmemiş dallarından rengarenk elbiseler giydiren vakitsiz bulutlarım mı?. Hiçbir zaman acımı hissettiremediğim veda sözcüklerimi?. Geceyi derin uykusundan aniden uyandıran ölüm suskunluğumu?. Ölümün hep unutulduğu bir yaşama uğraşımı?.
Ey vakitsiz sıkıntılarıma derman olan göz pınarlarım... Sahi, rahatlatırmısınız?. Yaşama hüzünden ve gamdan yeni kalelermi kurarsınız?. Vedasız kanatlanan, ölümün kıyılarına habersiz düşen bir martının dalgalara bıraktığı matemlerden habersiz misiniz?. Sessizmisiniz?. Mavimisiniz? …

Beni kimseler anlamasın!
Bembeyaz düşlerine karalar düşen "Kudüslü çocuklar" anlasın,
Sessizliğin içinde saklı "sesler" anlasın,
Acılarla ağırlaşan "hayat" anlasın,
Yenilgilere alışmış "kalbim" anlasın,
Sen anla…
Sevgili Filistin. Bulvarlarında saklambaç oynayan Kudüs'lü çocuklar hayatlarının baharında unutmaları gereken ne çok şey biriktirdiler. Ölüme yabancılaşanlar tarafından ne çok sobelenip zamansız ölümlerin hüznüyle ağladılar. Yıldızları vurulan gecelerin karanlık yalnızlığında ne kadar da çok korktular.

Sevgili Filistin. Ölümü, haber merkezlerinin acılara maya olmuş coğrafyalardan verdiği küçücük cümlelerden arındırıp sokaklarında umut kovalayan Kudüslü çocukların ellerine tutuşturmak, minicik avuçlarından fırlattıkları her ölümün yeni bir hayatın başlangıcı olmasını isterim. Çünkü artık "vurdumduymazlık bizleri terk etmeli".

Çünkü artık "hüzün seni, sen hüznü terk etmelisin".

Çünkü artık "Kudüslü çocuklar mızıkçılar tarafından sobelenmemeli".

Çünkü artık "mescidi aksanın avlusunda bayramın geldiğini müjdeleyen tekbirler yükselmeli".

Çünkü artık "her gün ölmemeli, her gün gülmelisin".

Beni kimseler anlamasın!.
Martılara hasret "deniz" anlasın,
Baharına hasret "çiçek" anlasın,
Ölümüne hasret "hayat" anlasın,
Sen anla.
Ey rabbim.

Gözyaşlarımda umutlarımı büyüten kalbimin tek sahibi. "Aklımı koru.

Istıraplarımızı hafiflet,

Ellerimizden tut.

Düşüncelerimizi anlamlı kıl.

Bayramı Kudüslü çocukların tebessümlerine serpiştir"

Nurdal Durmuş

Teşekkürler

Bizimle paylaştığınız için teşekkürler

....

Teşekkürler...

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Yemek Tarifleri

Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar



Google
 

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:

Fetvalar::1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13