Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Nedir Bu Meal Enflasyonu?  (Okunma Sayısı 311 defa)
yolcu
Aktif
****

Puan: +32/-1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 733



WWW
« : Temmuz 13, 2009, 06:02:58 ÖS »

Türkçemize kazandırılmış kaç Kur'an-ı Kerim meali var, biliyor musunuz? Ya da bir tahminde bulunsanız desem...
Kendimden başlayayım önce. Kısa süre öncesine kadar meal sayısının 30 civarında olduğunu sanıyordum. Ama itiraf edeyim, kötü yanılmışım! Geçen haftalarda görüştüğüm bazı yayınevleri, fakiri acı gerçeğe uyandırdı. Piyasada 200 civarında Kur'an mealinin olduğunu öğrendim onlardan. 30-40 meali bile çok gören bendeniz, verilen rakam karşısında şok olmuştum… Bir metni orjinal dilinden başka bir dile aktarmanın zorluğunu bilirim çünkü. Hele bu metin, Allah'ın gönderdiği bütün vahiylerin konsantre hâli Kur'an-ı Kerim ise... Adına meal de dense, yapılan tercümedir elbette. Orjinal anlamına yakın aktarım mânasında kullanılan “meal” lafzı, bu gerçeği değiştirmiyor. Mâşer-i vicdanda da meal, tercüme diye kabul görmektedir. Bu yüzden de yapılana Arapçada “tercüme”, İngilizcede de yine tercüme anlamına gelen “translation” denmektedir. Tercüme zor bir iştir. Hele anlam katmanları yüksek Kur'an'dan bahsediyorsak, çok daha zordur. Çok iyi Arapça da, çok iyi Türkçe de bilmek yetmez. Tefsir, hadis, fıkıh, kelam bilmeyi, vahyin indirildiği sosyal ve coğrafî şartları ele alan İslâm bilim disiplinlerine vâkıf olmayı gerektirmektedir. Bırakın bunları, Arapçası dâhi tartışmalı kimi cesur (!) kalemlerin mealleriyle karşı karşıyayız bugün. Orjinal olmak adına kutsal metinlere anlam yüklemek, onların literatüründe çarpıcı tercüme sayılmakta maalesef. Modern Müslüman zihni, modern çizgide ayartıcı tercüme faaliyetlerine teşne olduktan sonra, yapı-bozumun gerisi kolay gelmektedir...
Ehil insanların yaptığı çalışmalara bir sözümüz olamaz, onları ancak şükranla yâdederiz. Bu çalışmaların Kur'an'ın anlaşılmasına hizmet ettiğine de kuşku yok. Az sayıdaki bu çalışmalar, bu yazının tenkit oklarından münezzehtir, böyle biline. Ama gelin bu meal enflasyonunu ele alalım. Coğrafyamızda bu kadar talep mi var ki, bu kadar meal yapılmıştır? Ortada bu kadar meal var iken hâlâ yeni tercüme çalışmalarının yapılması ise, sizce de manidar değil midir? Kur'an tercümesinin çok çetin bir iş olmasına rağmen en kolay faaliyet alanına dönüşmüş olması, insana “Pes!” dedirtiyor. Bir meal çalışması ihtiyaca binâen yapılır. Soruyorum, 200 civarındaki meal hangi ihtiyaca binâen yapıldı?

Bir anekdotumu paylaşayım. Kur'an tercümesinin ne kadar ayaklara düşürüldüğünü izah sadedinde. Bir defasında bir ilahiyat fakültemize ziyarete gitmiş, bir hocanın ofisinde ağırlanmıştım. Masanın üzerinde açık olan 4-5 farklı meal çalışması vardı. Ev sahibimiz, başka bir arkadaşıyla beraber Kur'an tercümesi yapıyordu. Önce tercümesi yapılacak âyetin orjinal metni tilâvet ediliyor, sonra da masa üzerindeki mealler sırasıyla okunuyordu. O meallerden hangisi onların algı dünyasındaki anlama yakın geliyor ise, onu tercih edip kendi meallerine alıyorlardı. Bazen masadaki tercümeleri birleştirip kendi orjinal tercümelerini oluşturuyorlardı!.. Kes, yapıştır ameliyesi anlayacağınız...İnanın, onların yaptığı, piyasadaki birçok meal çalışmasından daha ciddi sayılır. Hiç olmazsa copy-paste sağlam meallerden yapılıyordu...

İsteyen istediği edebiyat, şiir, fikir vs. metninin tercümesini yapar. O alanın ilgilileri çıkar, yapılanın ne kadar kaliteli olup olmadığını tartışır, güzeli takdir, hatayı tedmir eder. Ama, burada mesele Müslümanların ortak mukaddesatına taalluk ettiğinden, ortada; dinî, içtimaî ve ilmî anlamda büyük bir sorumluluğun olduğu, meal işine soyunanların âzade olmadıkları izahtan vârestedir. Çünkü sıradan vatandaşlar okuduğu meali Allah'ın mesajı diye anlıyor, öyle kabul ediyor. Başka hiçbir dilde olmadığı kadar bizdeki meal çalışmalarını tetikleyen sâik nedir acaba? Kur'an'ın en çok okunan kitap olması yönü mü? Yani işin maddi getirisi ya da şöhret kısmı mı? Yoksa Kur'an'a hizmet aşkı mı? Hüsnü zanda bulunarak hizmet aşkının belirleyici olduğunu kabul ediyorum. Vahye hizmet aşkı ise, yapılan çalışmalarda titizliği maksimum düzeyde tutmayı... Ehil olmayanları ise, muhabbet besledikleri ilahî mesaja zarar vermemelerini ve meal gibi uhrevî sorumluluğu yüksek olan işe soyunmamalarını elzem kılar.

Serdar Demirel
Logged

Sen Bir hancı, ben bir yolcu.....
www.zehirli.org
www.evlilikmektebi.com
yolcu
Aktif
****

Puan: +32/-1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 733



WWW
« Yanıtla #1 : Temmuz 13, 2009, 06:03:55 ÖS »

Mealler ve Gerçekler

Rıhle'nin 4. sayısında  bir miktar üzerinde durmuştuk. Dr. Serdar Demirel kardeşim de son derece isabetli tesbitler eşliğinde Vakit'teki köşesinde değinmiş son yazısında.[1] Ülkemizde meal meselesi –hayli bolartılmış da olsa– bir "imkân" olarak görülme sınırını çoktan aşmış, ciddi bir "tehlike" oluşturmaya başlamıştır.
Meal yazarlarının gerekçelerine bakın:
Diğerlerinin meallerinin şu veya bu noktalarda eksiklik/yetersizlik/arıza ile malul olduğu hemen hepsinin ortak tesbiti.
Mevcut meallerin Kur'an'ın şiirsel/lirik üslubunu yansıtmadığı gerekçesiyle kaleme alınmış "manzum meal" bile mevcut.
Yazılan her meal yeni bir mealin yazılmasına gerekçe teşkil ediyorsa, bu işin hakemliğinin –zaten kendisi "meal mağduru" haline getirilmiş– okuyucuya havale edilmesi çözüm müdür gerçekten? Bu gidişe dur demek bu Ümmet'in sorumluluğu değil midir?
Dr. Serdar Demirel kardeşime ülkemizdeki meal sayısı bağlamında 200 rakamını telaffuz eden kişi kimdir bilmiyorum; ama bu rakamın abartılı olmadığını düşünüyorum. Geride bıraktığımız haftaki sayısında Newsweek Türkiye, oluşturduğu meal dosyasında –benden de görüş almışlardı–, son 50 yılda 115 meal yazıldığı bilgisini aktardı. Bu mealler arasında 200 veya daha fazla baskı yapmış, yüzbinlerce adet satılmış olanlar var… Dolayısıyla eğer diğer meallerin her birinin şu veya bu eksiklikle/arızayla malul olduğunu söyleyen meal yazarları haklıysa, birinin "ak" dediğine öbürünün "kara" dediği mealler bağlamında yukarıda kullandığım "tehlike" kelimesinin abartı ifade ettiğini düşünenler bir daha düşünsün!
2003 yılında DEÜ İlahiyat Fakültesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği Kur'an Mealleri Sempozyumu, meal alanında ülkemizde yaşanan durumun bir "gelişme" olarak nitelendirilemeyeceğinin tescili anlamına gelen tebliğ ve değerlendirmelerle dolu.[2]
"Nasıl ki tarih boyunca Kur'an'ın yüzlerce, binlerce tefsiri yazılmışsa ve bu süreç halen devam ediyorsa, meal için aynı şey niçin kabul edilmesin? Niçin tefsir söz konusu olunca aynı tepkiyi göstermiyorsunuz?"
Bu, "meal" meselesine menfi yaklaşan böyle bir yazının karşılaşabileceği bir itirazdır ve behemehal cevaplandırılması gerekir.
Önce şunu tesbit edelim: Tarih boyunca yazılan her bir tefsirin, diğer tefsirlerin eksik/yanlış/yetersiz olduğu gibi bir gerekçeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Bir kere tefsirlerin kaleme alınış gerekçeleri arasında Kur'an'ı farklı yönlerden tefsir etme amacı başat durumdadır. Kur'an ayetlerinin edebî yönlerini ön plana çıkaran, itikadî ya da fıkhî sahaya taalluk eden ayetlerin tefsirine ağırlık veren, ayetlerin tasavvufî neşve doğrultusunda tefsirini hedefleyen çalışmalar ilk akla gelenlerdir. Elbette bütün bu hususları dengeli biçimde ortaya koymayı hedefleyen "genel amaçlı" diyebileceğimiz tefsir çalışmaları yanında, bir veya birkaç surenin tefsirini hedefleyen "parça tefsirler"i de unutmamak gerekir.
Bunlar yanında, daha önce yazılmış tefsirler arasından seçme yoluyla oluşturulmuş "derleme", yahut mufassal tefsirlerin kısaltılmasıyla oluşturulmuş "muhtasar" tefsirler de anılmalıdır.
Bütün bunlar, tarih boyunca tefsir yazma faaliyetinin, meallerde olduğu gibi "diğerlerinin eksiklikleri" tesbiti üzerine bina edilmediğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Meal olgusuna mesafeli yaklaşmamın tek sebebi sadece mealin teknik olarak Kur'an ayetlerinin çok boyutlu ve çok katmanlı anlam örgüsünü yansıtmaktan mahrum bulunuşu değil. Aynı zamanda kendi bakış açısını, meşruiyet kaynağı olarak Kur'an'a tescil ettirme gayesiyle kaleme alınmış meallerin, mevcutların önemli bir yekûnunu oluşturuyor oluşu da gözden uzak tutulmamalı. "Meal üzerinden din tasavvuru inşası" adını verdiğim bu faaliyet, pek çok meal yazarının yaptığı işin "Kur'an'ı tahrif" anlamı taşıdığı tesbitine dayanıyor.

Soru şu:
Geçmişte Batınîler'in, modern çağda Kadıyânîler'in ve bunlarla şu veya bu ölçüde örtüşen çizgileri benimsemiş kesimlerin Kur'an'ı kendi gayeleri istikametinde yorumlamaları birer "tahrif" (anlamın tahrifi) girişimidir de, günümüzde aynı işi kendi amaçları doğrultusunda yapan meal yazarlarının yaptığı iş neden "masum"dur?

Dİpnotlar:
[1] http://darulhikme.org.tr/?sf=haber&haberid=322&ktg=18.
[2] Kur'an Mealleri Sempozyumu, DİB, Ankara-2007, I-II.
 

Ebubekir Sifil
Logged

Sen Bir hancı, ben bir yolcu.....
www.zehirli.org
www.evlilikmektebi.com
~LaleGül~
Tiryaki
*****

Puan: +69/-27
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1810


« Yanıtla #2 : Temmuz 14, 2009, 10:32:20 ÖÖ »

Allah razı olsun...
en güzeli arapçayı en iyi şekilde öğrenip kuranı anlayarak okumak
mealler hiçbir zaman kuranı bize anlatamaz
Logged

ya insana gül ver yada gülüver  Gülümseme Gülümseme
ннмєя¢αη
___ الله اكبر ___
Tiryaki
*****

Puan: +130/-11
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3073


Facebook Security


WWW
« Yanıtla #3 : Temmuz 14, 2009, 11:50:14 ÖÖ »

eline kalemi alan yazıyor ...
dün bir konudada bahsi geçmişti niyet para olduktan sonra zaten yüzüne bakmaya değmez ...
Logged

вαĸ iвяeт αL yeяe düşeи yαpяαğα, 0dα esĸideи yυĸαяdαи вαĸαяdı тopяαgα..



Kendim Ettim Kendim Buldum ....
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: