Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: İslam'ın Yükselişi  (Okunma Sayısı 635 defa)
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« : Mayıs 07, 2009, 12:10:44 ÖÖ »

Peygamberimizden aktarılan pek çok hadiste, yeryüzünde İslam ahlakının hakim olacağı bir dönemin yaşanacağına işaret edilmektedir. İşte ahir zaman olarak bahsettiğimiz dönem Kuran ahlakının hakim olacağı bu dönemdir. "Altınçağ" ismiyle de bilinen bu dönem, hadislerden de anlaşılacağı üzere yarım yüzyıldan fazla sürecek "Asr-ı Saadet" benzeri bir devir olacaktır. Peygamberimizin bu devri tasvir ederken cennet benzeri özelliklerle anlatması sebebiyle bu devreye "Altınçağ" ismi verilmesine neden olmuştur.

Her çeşit ürün ve mal bolluğu, emniyet, güven ve adaletin temini, huzur ve saadet, her türlü teknolojik gelişmenin insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılması, ihtiyaç içinde olan kimsenin kalmaması, isteyene istediğinden sayılmadan, kat kat fazlasıyla verilmesi, bu devrin belli başlı özelliklerindendir. Hadis-i şeriflerde o dönemde "silahların susacağı"nın bildirilmesi, bu devirde yeryüzünün barışla dolacağının müjdesidir. Altınçağ'da, önceden aralarında husumet olan halklar arasında çok büyük bir kardeşlik yaşanacak, her türlü kavganın yerini barış, dostluk ve sevgi alacaktır.

Teknolojik gelişmeler ahir zamanın bu devresinde doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. Tıpta, tarımda, iletişimde, sanayi teknolojisinde, ulaşımda çok büyük gelişmeler yaşanacak, sürekli yeni buluşlar yapılacaktır. Her yeni buluş bir başkasına öncülük edecek, gelişme ler çok büyük bir hız kazanacaktır.

Sanatta çok büyük ilerlemeler kaydedilecek, müzikte, tiyatroda, resimde birbirinden güzel eserler ortaya çıkacak, Allah'a olan imanın insanlara verdiği geniş ufuk ve derin düşünce, tüm sanat dallarına öncülük edecektir. İnsanlar Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklardır ki; bir hadisin ifadesine göre "zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını" isteyeceklerdir. Peygamberimizin bir diğer sözünde ahir zamandaki ortam şu şekilde tarif edilir:

Küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım diye temenni ederler... İyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır." 1

1- Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17
Logged
~LaleGül~
Tiryaki
*****

Puan: +69/-27
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1810


« Yanıtla #1 : Mayıs 07, 2009, 11:45:25 ÖÖ »

ben dünyanın bu hale geleceğini hayal dahi edemiyorum
Logged

ya insana gül ver yada gülüver  Gülümseme Gülümseme
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #2 : Mayıs 07, 2009, 12:29:53 ÖS »

Allah ömür verirse hepimiz bu döneme şahit olacağız İnşaAllah. Hadislere göre çok az kalmiş.
Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #3 : Mayıs 07, 2009, 12:35:21 ÖS »

ALTINÇAĞ'DA GÖRÜLMEMİŞ BİR BOLLUK OLACAKTIR

Altınçağ, ürünlerde ve mallarda çok büyük bolluk ve bereketin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönemde ihtiyacı olana istediğinden kat kat daha fazlası verilecek, en ufak bir sıkıntı, yokluk, açlık yaşanmayacaktır. Yeryüzündeki tüm zenginlikler ortaya çıkacak, geliştirilen yeni tarım teknolojileri sayesinde topraktan her zamankinden çok daha fazla ürün elde edilecektir. İman eden, Allah yolunda hizmet eden kişilerin bu uğurda yaptıkları her türlü güzelliğin karşılığı hem dünyada, hem de ahirette kat kat verilecektir. Hayatın her anında yaşanan bolluk ve bereket, İslam ahlakını yaşayan müminlere Allah'ın verdiği bir güzellik olacaktır. Her yaptıkları iş onlara büyük bir zenginlik olarak geri dönecektir. Allah, bir ayetinde Müslümanların mallarından Kendi rızası için infak ettiklerinde karşılık olarak bulacakları bereketi şu şekilde belirtir:

Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)

Bu dönemde ürünlerde ve mallarda o zamana kadar görülmemiş bir bolluk olacağı, bu ürünlerin sayılıp, ölçülmeden her isteyene dağıtılacağı pek çok hadis-i şerifte de bildirilmektedir:

“Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır. Yer yemişini (gıda ürünlerini) verecek ve insanlardan hiçbir şey saklamayacak (vermemezlik etmeyecek)tır. Mal da o gün çok birikmiş olacaktır.” (Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508/ İbni Mace-Tabarani'nin Kebiri)

Resulullah buyurdu ki: "Ümmetimin sonunda bir halife gelecek, malı adetle saymayacak, avuçla avuçlayacaktır." (Sahih-i Müslim, 11/351)

“O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir. Allah onlara, bol yağmur gönderir. Arz nebattan bir şey saklamaz. Mal hakir olur.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 16)

“…Gökyüzü yağmurundan hiçbir şeyi esirgemeyecek ve cömertçe bol yağdıracak. Yeryüzü ve bitkilerinden hiçbirini eksik bırakmayacak ve muhakkak onları kemali ile bitirip ortaya çıkaracaktır. Hatta yaşayanlar (kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir.” (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 437)

“…Ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pek çok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

Resul-i Ekrem efendimiz şöyle buyurdu: "Ümmetimin sonunda öyle bir devlet reisi olacak ki avuç avuç mal ve para avuçlayacak ve bu malı adet olarak ihata edip saymayacaktır."(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 433)

“Mehdi insanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir.”
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)

“…Yeryüzü içindeki hazineleri dışarıya fırlatacaktır.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 45)

“…Arz, içerisinde gizlediği bütün zenginliklerini, altından ve gümüşten sütunlar halinde dışarı atacak.” (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 464)

O zaman, yer ve gök ehli, bütün yabani hayvanlar, kuşlar, hatta denizdeki balıklar bile onun hilafetiyle sevineceklerdir. Onun devrinde, akan ırmaklar bile suyunu fazlalaştıracaktır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 31)

... Ümmetim onun zamanında iyi ve kötünün benzeri ile nimetlendiği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerlerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır.
(Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 9)

... Sema yağmurunu indirecek, yer bereketini çıkaracak, daha önce görülmemiş bir biçimde ümmetim onun zamanında rahata erecektir. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 9)

Muhammed ümmetinin gönlü, zenginlikle dolacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)

Gökten bolca rahmet yağacak, yerlerde bereket artacak; bütün defineleri bulacak. (Kıyamet Alametleri, s. 164)
Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #4 : Mayıs 08, 2009, 12:46:48 ÖS »

Moskova'da Hz. Hz. Muhammed (sav) Coşkusu / Samanyolu Haber / 15.03.2009

Rusya'nın başkenti Moskova'da üçüncüsü düzenlenen 'Mevlid en-Nebi' programını izlemek isteyen Rusya Müslümanları Kosmos otelin salonuna sığmadı. Binden fazla Rus, Tatar, Türk, Tacik, Türkmen, Kırgız, Kazak, Dağıstanlı, Azeri ve Çeçen yaşlı, genç ve çocuk Hz. Hz. Muhammed (sav)’in doğum gününü kutlamak, onun sevgi, barış ve diyalog anlayışından istifade etmek için kutlama törenine koştu.

Rusya Parlamentosu üst kanadı Duma, Moskova Belediyesi, Doğu Bilimler Enstitüsü, Asya Afrika Ülkeleri Enstitüsü ve Moskova İslam Üniversitesi’nin de destek verdiği, bu yıl üçüncüsü düzenlenen mevlit kutlamalarında, Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynuddin Rusya'da Müslümanların totaliter rejim varken de Hz. Muhammed (sav) sevgisini hiç kaybetmediğini söyledi. Gaynuddin, "Allah'ın kutsal elçisi Muhammed (sav) alemlere rahmet olarak gönderildi ve Rusya Müslümanları dinin yasak olduğu totaliter rejimdeyken de Peygamberine sevgisini korudu. Onun mirasını, sünnetini öğrenmeye çalıştı ve onun çağrılarına kulak verdi." dedi.

İnsanların zor şartlar altında evlerinde ibadetlerini yerine getirdiklerini kaydeden Gaynuddin, "Şu an Rusya Müslümanları ibadetlerini serbest bir şekilde yerine getirebiliyor. Artık dinimizi serbest yaşamaya fırsat bulduğumuz bu günlere şükürler olsun. Dinimizin daha iyi anlaşılması için çalışmalar yapabildiğimiz bu günlerimizle gurur duyabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.

Rusya Parlamentosu alt kanadı Duma ve üst kanadı Federal Konsey'den çok sayıda millet vekilinin katıldığı programa mesaj göderen Federal Konsey Başkanı Sergey Mironov Müslümanların mevlit kandilini kutladı. ve "Hz. Muhammed (sav) peygamber önemli tarihi bir lider. Büyük yönetici, reformist, askeri bir dahi, dini vaiz. Kendisi dini tolerans ve yüksek ahlakın temsilcisi." değerlendirmesinde bulundu. Mironov mesajında Rusya Müslümanları arasında kuvvetleşen manevi birliğin çok uluslu Rusya toplumunun çıkarına olacağını vurguladı.

Kuşkusuz ki Rusya’daki Müslümanların tüm ibadetlerini rahatlıkla yerine getirebilecek hale gelmiş olmaları son derece sevindiricidir. Nitekim İslam ahlakının güzelliğinin giderek daha iyi anlaşılmasıyla birlikte dünya çapında tüm insanlarda İslamiyet'e ve Müslümanlara karşı büyük bir sempati ve hoşgörü gelişmeye başlamıştır. Bunun sonucunda pek çok insan dinini bırakıp İslam'a dönmüş, bir çok kişi Kuran'ı araştırmaya başlamış ve Müslümanları tanıma arzusu duymuşlardır.

Allah'ın izniyle, Peygamberimiz (sav)'in sahih hadislerinde haber verildiği gibi, çok yakın bir gelecekte bu yükseliş daha da artacak; insanlar İslam ahlakının bereketini daha iyi görecek ve Kuran ahlakı tüm dünyada yerleşik hale gelecektir.

Kuran'da Allah'ın bu müjdesi Müslümanlara şöyle haber verilmiştir:

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)

Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #5 : Mayıs 08, 2009, 12:50:34 ÖS »

“GÜZELLİK YAPAN” İNSANLARA VAAT EDİLEN "BARIŞ YURDU" ALTINÇAĞ'DA TAM ANLAMIYLA YAŞANACAKTIR

Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir. Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. (Yunus Suresi, 25-26)

Böyle bir yaşamı sağlayan en önemli etken, kuşkusuz, Kuran ahlakının eksiksiz olarak uygulanması olacaktır.

Bilindiği gibi bir toplumda huzur ve sükunet, o toplumdaki insanların devlete ve onun tüm birimlerine gösterdikleri itaat, saygı ve güvenle sağlanabilir. Kuran'da ise "itaat" makbul bir ahlak özelliği olarak teşvik edilmektedir. Allah Müslümanlara pek çok ayetiyle itaati emretmektedir. Dolayısıyla Kuran'a uyan insanların yaşadığı bir toplum hayatı aynı zamanda da, devlete itaatin ve saygının en yüksek derecede yaşandığı bir ortamdır. Ayrıca Allah Kuran'da insanları "bozgunculuktan" da men etmiştir.

Hadislerde, o dönemde hiç kan dökülmeyeceği, hiçbir karmaşa ve huzursuzluk çıkmayacağı pek çok kez vurgulanmaktadır:

Naim b. Hammad, Ebu Said el- Hudri'den tahric etti; Peygamberimiz buyurdu ki:

“Zamanında uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 11)

“Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 44)


Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #6 : Mayıs 08, 2009, 12:58:31 ÖS »

6/134- Hiç şüphesiz, size vadedilen mutlaka gelecektir...

Her çeşit ürün ve mal bolluğu, emniyet ve güven, sosyal adaletin temini, refah, huzur ve saadet bu devrin belli başli özellikleridir. Hadis-i şeriflerde "silahların susacağı"nın bildirilmesi, bu devirde yeryüzünün barışla dolacağını müjdelemektedir. Teknolojik gelişme, ahirzamanın bu devresinde doruğa ulaşacak, insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır. Kişiler Altınçağ'da hayatlarından o kadar memnun olacaklar ki; hadisin ifadesine göre zamanın nasıl geçtiğinin farkına varamayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için, Allah'tan ömürlerinin uzatılmasını isteyeceklerdir.
Mehdi'nin  zamanında; "küçükler keşke ben büyük olsaydım, büyükler de keşke ben küçük olsaydım" diye temenni ederler.  Naim, Tavus'dan rivayet etti: 
Ben Mehdi'ye yetişene kadar ölmeyeyim istedim. Zira onun döneminde iyi  insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır.
Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #7 : Mayıs 08, 2009, 01:00:19 ÖS »

İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yediyüz ölçek bulacak. 
Onun zamanında, insan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir. 
çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek.


Kıyamet Alametleri, 164 
El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 24 
Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #8 : Mayıs 22, 2009, 01:11:59 ÖS »

Altınçağ'da Adalet

Peygamber Efendimiz'in hadislerinde bildirildiğine göre Altınçağ öncesinde toplumda çok büyük bir bozulma ve adaletsizlik hüküm sürecektir. Hırsızlık, sahtekarlık, dolandırıcılık alabildiğine artacak, ihtiyaç içinde olan gözetilmeyecek, sadece çok küçük bir zümre bolluk içinde yaşayacaktır. Kuran ahlakının hakim olduğu dönemde, yani Altınçağ'da ise toplumun her kesiminde gerçek anlamda adalet, huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır. Yaşanan bu adalet dolu ortamın bir sonucu olarak insanlar hiçbir sahtekarlığa, kötülüğe, haram fiillere de yanaşmayacaklardır. Çok büyük bir huzur ve güven sağlanacaktır. Ahir zamanda yaşanacak olan adalet dolu ortamdan hadislerde şu şekilde bahsedilmektedir:

Yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur. 1

Yeryüzü, zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır. 2

… Dünya adalet ve hakların yerini bulması ile dolar... 3

Adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış birşey bile sahibine iade edilecektir... Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla, hacca gidecektir. 4

Malı, eşit bir şekilde insanlara dağıtacaktır. Onun adaleti her yeri kaplayacak. Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır... Hz. Mehdi'nin zamanında, adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış birşey bile sahibine iade edilecektir... Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla, hacca gidecektir. 5



ALLAH ADALETİ EMREDER

Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)

1- Süneni-i Ebu Davut, 5/93
2- Kıyamet Alametleri, s. 163
3- Mektubat-ı Rabbani 1/251
4- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23
5- El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23
Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #9 : Mayıs 30, 2009, 12:53:28 ÖS »

Ahir zamanın Alametleri

Fitnelerin Çoğalması

Fitne ortamları sağlam imana sahip müminler için imanlarının, sabırlarının ve ahiretteki derecelerinin artmasına vesile olurken, zayıf ve yüzeysel imana sahip geniş kesimlerin imanlarını kaybetmelerine ya da imanlarının daha da zayıflamasına yol açar. İşte Mehdi bu tür bir fitne ortamının en yoğun ve şiddetli olarak yaşandığı bir dönemde ortaya çıkacaktır:

“Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir.” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)

“Mağrib'de (batıda) karışıklıklar, fitneler ve korku olacak... Fitneler çoğalacak.” (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.440)
Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #10 : Haziran 01, 2009, 09:57:24 ÖÖ »

Her Tarafa Yayılan Fitne

Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak...
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 21-22)

“Kıyamet önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır.”
(Ramuz-El Ehadis, 121/5)


Yukarıdaki hadiste, dünyaya sürekli olarak yayılan ve uzun süreler devam eden bir fitneden söz edilmektedir. "Fitne" kelimesi ise daha önce de belirtildiği gibi "savaş, karışıklık, kavga, ihtilaf" gibi anlamlara da gelmektedir. Kelimenin bu anlamları düşünüldüğünde özellikle son bir asırdır, hadiste de ifade edildiği gibi "kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılan" savaşlar, iç çatışmalar, kargaşalar dünyanın dört bir yanında bitip tükenmeden devam etmektedir. Özellikle geride bıraktığımız 20. yüzyıl "Savaşlar Yüzyılı" olarak anılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl ise savaşlar ve terör olayları ile başlamıştır ve halen de bunlar dünyanın dört bir yanında devam etmektedir.
Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #11 : Haziran 09, 2009, 02:34:23 ÖS »

Haramların Helal Sayılması

Son birkaç on yıl içinde son derece yaygın bir hale gelmiş helali, haramı umursamayan, her türlü azgınlığı mubah sayan yaşam tarzı hadislerde tarif edilen ortamı çok açık bir şekilde yansıtmaktadır. Mehdi'nin çıkış habercisi olan bu karanlık ortam hadislerde şöyle tarif edilir:
“Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise… küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir.”
(Mektubat-ı Rabbani, 2-259)

“Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır.”
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

“Haram olan şeylerin helal sayılması… kıyamet alametlerindendir.”
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 454)


İran-Irak Savaşı

“Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları, Zilhicce'de ise harb vaki olacak.” (Kıyamet Alametleri, s. 166)

Hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak savaşının gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir: İran Şahı'na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur. Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştır.
Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:
“Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutıka çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar... Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak…” (Kıyamet Alametleri, El Berzenci, s. 179)

Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #12 : Haziran 10, 2009, 10:29:03 ÖÖ »

Afganistan’ın İşgali


“Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdi'sinin yardımcılarıdır.”

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)


Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir. Ayrıca bu rivayette Afganistan'ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

Fırat'ın Suyunun Kesilmesi

Fırat Nehri'nin suyunun kesilip durdurulması da Mehdi'nin çıkış alametlerindendir:


“Fırat Nehri'nin suyu çekilerek altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın.”
(Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir. Riyazü's Salihin, 3/332)



“Resulullah: Fırat Nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır...”
(Sahih-i Müslim, 11/320)



“(Resulullah:) "Fırat Nehri bir altın dağını açığa çıkarır" dedi.”
(Sünen-i Ebu Davud, 5/116)


Görüldüğü gibi Mehdi'nin çıkışının önemli bir alameti olan Fırat Nehri'nin suyunun durdurulması ve altın değerinde bir hazinenin ortaya çıkması pek çok büyük hadis kitabında yer almaktadır. Suyuti'nin kitabında bu hadis "suyun durdurulması" olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehri'nin suyunu durdurarak kesmiştir. Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki topraklar "altın" gibi kıymetli hale gelmiştir. Baraj, betondan dev bir dağı andırmaktadır. Bu barajdan (hadis-i şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir. Dolayısıyla baraj "altın bir dağ" hususiyetini kazanmaktadır. (En doğrusunu Allah bilir)
Logged
ahmet aslan
Acemi
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 13


« Yanıtla #13 : Haziran 10, 2009, 10:32:39 ÖÖ »

Afganistan’ın İşgali

“Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah'ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdi'sinin yardımcılarıdır.”

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir. Ayrıca bu rivayette Afganistan'ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

Fırat'ın Suyunun Kesilmesi

Fırat Nehri'nin suyunun kesilip durdurulması da Mehdi'nin çıkış alametlerindendir:

“Fırat Nehri'nin suyu çekilerek altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın.”
(Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir. Riyazü's Salihin, 3/332)

“Resulullah: Fırat Nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır...”
(Sahih-i Müslim, 11/320)

“(Resulullah:) "Fırat Nehri bir altın dağını açığa çıkarır" dedi.”
(Sünen-i Ebu Davud, 5/116)

Görüldüğü gibi Mehdi'nin çıkışının önemli bir alameti olan Fırat Nehri'nin suyunun durdurulması ve altın değerinde bir hazinenin ortaya çıkması pek çok büyük hadis kitabında yer almaktadır. Suyuti'nin kitabında bu hadis "suyun durdurulması" olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehri'nin suyunu durdurarak kesmiştir. Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki topraklar "altın" gibi kıymetli hale gelmiştir. Baraj, betondan dev bir dağı andırmaktadır. Bu barajdan (hadis-i şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir. Dolayısıyla baraj "altın bir dağ" hususiyetini kazanmaktadır. (En doğrusunu Allah bilir)
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: