Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: ÇOBAN VE AĞAÇ  (Okunma Sayısı 823 defa)
zülal
Ilgili
*

Puan: +2/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 27


« : Ekim 10, 2009, 09:13:29 ÖS »

Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak:
"Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık".
Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kuran´ını okumaya koyulurdu.

Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı.
Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı.
Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken :
"Ver yavrum, derdi, gönder bakalım bu günkü kısmetimi."
Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan.

Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi.

Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense birşey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini. Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinde daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Birşey hatırlamıştı.

Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken :
"Canım" dedi, hıçkırıp ağlayarak.
"Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin, bu günün Ramazan´ın ilk günü olduğunu ?"



Logged
mehmet01
Katilimci
**

Puan: +6/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 215



« Yanıtla #1 : Ekim 11, 2009, 05:09:52 ÖS »

okudum da kafama bişey takıldı acaba bir müslüman nasıl olurda ramazanın ilk gününü unutabilir bir tutarsızlık var.allah dostları farklı boyutun insanlarıdır. onlarda unutkanlık diye bişey olmayacağını duymuştum Ney
Logged
zülal
Ilgili
*

Puan: +2/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 27


« Yanıtla #2 : Ekim 17, 2009, 03:39:21 ÖS »

bn onun oruçlu olduğu halde orucunu untmuş olabileceğini  düşünüyorum ...  ne de olsa ihtiyar.bizler bile unutuyoruz bazen.kendi de söylüyor zaten untkan ihtiyar diye...
Logged
ayşaa
Ilgili
*

Puan: +0/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 21


« Yanıtla #3 : Ekim 17, 2009, 06:49:10 ÖS »

bende aynı düşüncedeyim yaşlılıgın verdigi bir unutkanlıktır
 ve orada bir canlıya verilen sevgi yi dile getiriyor .güzelditeşekürler kardeşim
Logged
zülal
Ilgili
*

Puan: +2/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 27


« Yanıtla #4 : Ekim 17, 2009, 07:29:44 ÖS »

 Gülümseme
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: