Archive - 2006 - Ağ Günlüğü

Tarih
Tür

December 19th

Süfli websiteleri ve cehenneme yolculuk!

“En cok ziyaret ettigin 10 web sitesini yaz senin kim oldugunu diyelim” degildi bu sözün orjinali, iste deccaller devrindeyiz ve bu söz de teknolejiye ayak uydurdu.

Evet.. en cok hangi sitelere ziyaret ediyorsun? Bakmadan edemedigim siteler dediginde, listede hangi icerige sahip siteler var?

Internet ile sanallasan dünyamiz dostluklarimizda yansidi. Artik karsimizda bir beden bir söz yok. Yazilar ve kelimelerle bas basayiz. Girdigimiz web siteleri bizim hayatimiza yön veriyor. Psikolojimizi etkiliyor. Ve en önemliside dostlarimizi belirliyor. Yeni kazandigimiz bir cok dostumuz arkadasimiz en cok ziyaret ettigimiz web sitelerden.

October 18th

Sanal ütopyalar ve bir elvada busesi!

Sanal alem.. Sınırlarını ve figuranlarını bizim belirlediğimiz süprizlerle dolu ütopyalar geçidi.. Sanki bir strateji oyunu. Önce mekanını belirle ve orada mesken tut. Sonra oltayı denize at. Kendileri için biçtiğin rolleri kapacak oyuncuları beklemeye başla.. Yaşadığımız dünyada olamadıklarımız oluruz. Hayallerimizi gerçekmiş gibi paylaşırız. Ve sahte isimler kullanır yepyeni kimliklerle dolaşırız.

Çok masumdur adını beyaz diye koyduğumuz yalanlarımız. Çok cesuruzdur, karşısına geçsek domates gibi kızarmaktan bakamıyacağımız gözlere kan kusturururken. Kısaca monütör önü kahramanlarıyızdır.

Türlü türlü kaftanlar biçer, her birine bir sanal dosta giydiririz. Karşımızdaki hırlı olmuş hırsız olmuş hiç umrumuzda değildir. Bazen kalpler çalar bazen yüreğimizi bırakırız oralarda. En çokta sanal aşklar yaşar ve bol bol göz zinasına mübtala oluruz. Zihnimizi luzumsuz meşgul edecek malayani bilgi bombardımanına tutuluveririz. Sanal perdeyi aralayıp kolaçan ederken gözümüze bir iki kahramanlık hikayeleri erişeverir:

October 12th

Çocuklarını Kendi Elleriyle Mahvedenler

Dünyada bizim gibi çocuklarının geleceğini karartan kaç ülke var bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa; gelecek adına çocuklarımızın geleceğini karartıyoruz.

Bu karatma işleminde gerek devlet olsun gerekse ebeveynler olsun elinden geleni ardına koymuyor!

Biz ebeveynler sanki çocuklarımızın dünyaya geliş gayelerinin “doktor olmak, mühendis olmak…” zannediyoruz. Etiketli bir mesleği, lüks bir evi ve arabası bir de bolca bir maaşı olunca o çocuğa bu dünyada her şeyi verdiğimizi düşünüyoruz.

YARAMIZ VE YARA BANDIMIZ: GENÇLİK

Delirmek üzere olan bir dosttan bahsederek başlıyoruz. Adamın adına gerek yok. Zeki… Zengin…

Yakışıklı… Emrinde 300’den fazla adam çalışıyor… Artık yaşamaktan başka hedefi kamlamış…
Bir filmde geçebilecek, belki de hiç kullanılmayacak bir sekansa yerleştirelim bu beyzadenin yaşadıklarını … Akıbetimizden… En olumlu akıbetimizden… Varılacak muhtemel son noktadan…

“35 yaşlarındaki bir genç adam; son model arabasıyla şirketine gelir. Geniş koridorlardan sakince, az sonra ölecekmişçesine sakince yürür, onlarca departman kapısından geçer, yüzlerce çalışanına bakar, bir ton bilgisayar, bir ton kağıt, bir ton ofis saçmalığının yanından geçer… Şirket sahibi olarak en güzel şekilde tanzim ettiği odasına girer

October 7th

Zekat mı daha sevimli, fahişelere para yedirmek mi?

Şeytanların zincirlere bağlandığı ramazanı şerif ayındayız. Bu ayda mağfiret ve tevbe kapıları sununa kadar açık. Ramazanı Şerif en güzel yanlarından biri de Allahın emirlerinden biri olan zekatı bu ayda vermenin adet haline gelmiş olmasıdır. Şimdi zekatlarmızı hesaplama ve hayır kurumlarına verme zamanı.

Ne hikmetse para insanı azdırıyor. Hatalara, günahlara ve şehavani duygularının peşine sürüklüyor. Heleki zekatı verilmeyen mal, mülk ve para tasması takılmamış azgın köpek gibidir. O heryere seni saldırtır. Hatalar üstüne hatalar yapmana sebeb olur. Seni yanlışlıklardan alıp yanlışlıklara sürükler.

Bugün kalbinde hiç Allah korkusu olmaksızın cebindeki paraları fahişelere yedirenler, cinsel arzuları için pavyonlardan gece kulüblerinden çıkmayanların içine düştükleri bu facianın temelinde, Allahın farz kıldığı zekatlarını vermeyişleri, kılmaları gereken namazları eda etmeyişlerinde saklıdır..

August 30th

Gençliğin Cinsellikle İmtihanı

CİNSELLİĞİN gençler için sorun olması, bu zamana özgü değildir. Her devirde gençler, özellikle büluğ çağından itibaren iç dünyasında karşı cinse karşı şiddetli bir cinsel arzu duyar. Bu, onun fıtratında vardır. Önemli olan, bu arzunun meşru bir yoldan tatmin edilip edilmemesidir.
Aslında bu durum, insanı iç dünyasında zorlayıcı bir etkiye sahip olan her türlü dürtü ve eğilim için de geçerlidir. Örneğin, acıkma hissi, insanda tıka basa tok olana kadar yemek yeme eğilimi doğurabilir. Bu eğilim karşısında kişi, aç kalmadan, biraz yemeye, yeterince yemeye ya da tıka basa doymaya kadar geniş bir davranış setiyle karşı karşıyadır. Burada "İnsan acıktığını hissediyorsa, o hissi bastırmak için tıka basa yemelidir" şeklinde bir fikir ortaya atmak, son derece deterministçe bir bakış açısını yansıtır ve yanlıştır. Bir insanı içeriden zorlayan hiçbir dürtü ve eğilimin davranış açısından tek bir standart karşılığı yoktur. Her zaman çeşitli seçenekler vardır. İnsan iç eğilimlerini ilanihaye yok farzedemez, ama onun büsbütün esiri de değildir.

June 18th

Önce bataklıkları kurutalım

Geçen sene, Karadeniz seyahatimde son durağım olan şirin bir ilçemizde, bir arkadaşın babasının dükkanında oturuyoruz. İşlerin nasıl gittiğinden, ekonomik sıkıntılardan, dertlerden bahsederken 80 yaşlarında bir amca girdi içeri.

Onunla da tanışıp sohbetimize devam ederken, konu toplumun bozulmasına, ahlaksızlıklara geldi. Yaşlı amca derin bir ah çektinden sonra, “Efendi efendi, dedi. Sen buraların önceden de böyle olduğunu zannetme sakın! Burada, namus için cinayet işlenirdi, falancanın kızına yan baktı diye kavgalar olurdu. Bunun için yerli yabancı kimse, kimsenin karısına, kızına yan gözle bile bakamazdı. Ya şimdi, içim kan ağlıyor... “ deyip bir müddet sustuktan sonra elindeki bastonu dükkandan görülen binalara uzatıp, “ Ne zaman ki Nataşa’lar geldi, durum değişti... Şimdi şu gördüğün binalar var ya, üst katları hep Rus karılarıyla dolu. Kimsenin sesi çıkmıyor. Nice yuvalar bu sebeple yıkıldı. Çocuklar perişan oldu. Adam yılların birikimi olan emekli ikramiyesini alıyor, bir hafta sonra elinde bir şey kalmıyor. Çoluk çocuk nice sıkıntılarla topladıkları, bir senelik geçimini sağlayacak çay paraları Nataşa’lara gidiyor. Bugünleri de mi görecektim... “ diyerek o yaşında başladı ağlamaya...

June 15th

“Chat’çilere mesaj var!”

Teknoloji, her zaman söylediğimiz gibi ikiyüzü keskin bıçak gibidir. Dikkatli olunmazsa, kullanana zarar verir. Son yılların en gelişmiş teknolojisi internet de böyledir. Bu çok faydalı teknoloji, dikkatli kullanılmadığı zaman, telafisi mümkün olmayan sayısız zararlar vermektedir.

Bu zararlardan sadece biri olan “chatleşme” üzerinde durmak istiyorum. Bununla ilgili gördüğüm işittiğim, okuduğum birçok olumsuz gelişmeler meydana geldi. Birçok ailede huzur bırakmadı. Hatta, chat yüzünden yuvasını dağıtanlar oldu. Bununla ilgili bir yazı yazmak isterken, mail adresime “Chat’çilere mesaj” geldi. Chatleşmeden canı yanan, bir bayan tarafından kaleme alınan bu uzun yazıyı özetleyerek sizinle paylaşmak istedim:

Yemek Tarifleri

Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar



Google
 

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:

Fetvalar::1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13