Archive - Eki 9, 2006

PEYGAMBERİMİZİN SOY ŞECERESİNİ TANIMADA ÖLÇÜ

Şecere-i Âdem'in en değerli semeresi bulunan Hz. Muhammed (s.a.v.)'in şeceresini tanımak, her müslüman için bir vazifedir. Resûlullah (s.a.v.), peygamberzâde peygamber Hz. İsmail'in soyun-dandır. Bu hususu muhtasaran açıklamak istiyoruz.

Hz. İbrahim'in dört evliliği olmuş ve bu izdivaçlardan ön üç evladı dünyaya gelmiştir. Şöyle ki: ilk evliliği Hz.Sâre ile olmuştur. Yaşı ilerlediği halde uzun müddet çocuğu olmamıştı. Aile içindeki bu boşluğu doldurmasını Cenâb-ı Hakk'a yaptığı "Rabbim! Bana sâlihlerden (bir çocuk hibe et" (1) duası ile niyaz etmiş idi.

HİTAN (SÜNNET) AMELİYATINDA İSLÂMÎ ÖLÇÜ

Erkek çocuklarının sünnet ettirilmesine, dinî ıstılah yönünden "hitân" adı verilmektedir. Bu operasyon, İslâm fıtratına ve insan sağlığına uygun olması sebebiyle, çok eski tarihlerde başlamış ve halen devam etmektedir. İnsanın yaratılışı yönünden ele alındığı zaman, Hz. Âdem'e; insanlar tarafından tatbika başlanması cihetinden incelendiğinde Hz. İbrahim'e dayanmaktadır. "İbrahim aleyhisselâm, (ormanda odun kestiği sırada gelen vahiy üzerine) elinde bulunan keserle kendi-ni sünnet etmiştir (1). Oğlu Hz. İshâk'ı yedi günlük iken, İsmail aleyhisselâmı onüç yaşında bulunduğu sırada sünnet ettiği açıklanmaktadır (2).

DİŞ DOLDURTMA VE KAPLATMADA DİNÎ ÖLÇÜLER

Diş doldurtma veya kaplatma mevzûunda hiçbir kayda dayanmadan ve dinî araştırmaya lüzum görmeden verilen müsade, ifratta yanılmadır. Hiç câiz olmayacağını iddia da tefritte bocalamaktır. Mâkul ve meşru olan davranış, dinî ölçülere dikkat ve riayet ederek çözüm aramaktır. Şöyle ki:

a) Önce zaruret olup olmadığının incelenmesi;

b) Zaruretin miktarı tesbit edilerek onun dışına çıkılmaması;

c) Daha sonra dinimizin ruhsat esaslarından faydalanarak diş kaplatma veya doldurtma işinin yapılması.
Meselenin tedkik ve tahliline girişmeden önce bir hususu açıklamak istiyoruz: Hanefî mezhebi müctehidlerinin ve ilim adamlarının bu mevzudaki ihtilâfı, diş doldurtma veya kaplatmanın câiz olup olmadığında değildir. Bu hususun cevaz noktasında ittifak vardır. İhtilâf, dişi bağlatmak veya kaplatmakta kullanılacak maden üzerinde olmuştur. İmam Ebû Hanife, kaplatma işinin gümüş

NİKÂHI HARAM OLAN KADINLARI TANIMADA ÖLÇÜ

İslâmî hükümlere göre kendileriyle evlenilmesi haram olan kadınlara "Muharremât" adı verilmektedir. Haramlığın müebbed ve muvakkat olmasına göre bu sınıf ikiye ayrılmaktadır.
Müebbeden haram olan kadınlar üç kısma taksim ve kendi bahsinde tafsil olunmuştur. Şöyle ki:

a) Soy itibarıyla haram olan kadınlar,

b) Musâheret (nikâh hısımlığı) sebebiyle haram olan kadınlar,

c) Süt emme ve emzirmeden dolayı haram olan kadınlar. Soy itibariyle haram olan ve kendileri hakkındaki bu hüküm ebediyyen kalkmayan kadınlar şu yedi sınıftan ibarettir:

1- Anneler: Anne tabirinin içinde baba ve ana tarafından olan büyük anneler de dahil olup, ister nikâhlı bir evlenmeden isterse zinâ suçundan gelmiş olsun, oğluna veya torununa ebediyyen haram bulun-maktadır.

MÜSKİRATTAN SAKINMADA ÖLÇÜ

Allah'a ve âhiret sorumluluğuna inanan bir müslüman edebini, bedenini ve servetini koruyabilmek için sarhoşluk veren içkilerden ve uyuşturucu maddelerden uzak durmak zorundadır. Bu sebeple bir âyeti kerimede "Ondan kaçının ki felah bulasınız" (1) buyrulmaktadır, İçkiyi haram kılan bu âyet-i kerimenin taşıdığı ifade, haram olan hususun sadece içmek olmayıp, içkiyle alâkası bulunan her işin bu yasağa dahil olduğunu açığa koymaktadır.

Uyuşturucu maddeler ve sarhoşluk veren içkiler, dert kaynağıdır, deva değil; hastalık sebebidir, şifa değil! Bu hikmeti tesbit eden bir hadis-i şerifte "Allah, sizin üzerinize haram kıldığı bir şeyde şifa yara-tacak değildir" (2) buyrulmaktadır. Sarhoşluk veren içkiler, Kur'ân-ı Kerim âyetlerine göre "Murdar" sayılmışlardır. Pis olan bir madde, Cenâb-ı Hakk'ın "eş»Şâfî" ismi şerifinin tecellisine mahâl olamaz.

KİBRİ TEŞHİS VE TESBİTTE ÖLÇÜ

Kısaca "Büyüklük taslama" diye mânâlandırılan kibir, "bir insanın, haddi zâtında büyük olmadığı halde, kendini büyük göstermeye çalışmasıdır"şeklinde tarif edilmektedir.

Bu hal, kendini beğenip hoşlanmaktan doğan ve gelişen kötü bir huydur. İblis, kibri sebebiyle lânetlenmiştir. Fir'avn ve Nemrûd'u tanrılık sevdasına sevk eden, kendilerini kibre kaptırmalarıdır. Aslî maddesi toprak olan insan, hâk ile yeksan olması gerekirken, büyüklük taslaması sebebiyle mahiyetini unutmuş olur. Şair Vâsıf bu noktayı hatırlatırken ne kadar güzel ifade etmiştir:

GÜNAHI TEŞHİS ETMEKTE ÖLÇÜ

Yüce Rabbimiz biz kullarını hatadan korumak ve günahlardan sakındırmak için birçok ölçüler koymuş bulunmaktadır. Bunların pek çoğu Kur'ân-ı Kerim'de açıklanmıştır. Yasaklamayı getiren dinî esaslardaki "Lâmelif", geçeceğimiz yolun başına durup da, "Durun ey islâm yolcuları! Bu sokak günah bataklığına gider, çok tehlikelidir, aman geri dönün!" dercesine iki kolunu havaya kaldırmış bizleri ikaz etmektedir.

Kur'ân-ı Kerim tedkik edilecek olursa bu hususun belgesini teşkil eden birçok âyet-i kerimeye tesadüf etmek mümkündür. Günahtan sakındırmakla alâkalı beyanların bir kısmı günahı tesbit etmekte, bir kısmı da ilâhî hükümleri açıklayıp isyan vadisine yaklaşılmamasını hatırlatmaktadır. Bunlardan bir kaç örnek sunarak mevzûumuza açıklık getirmek isteriz.

HÜKÜMLERİN DEĞİŞMESİNDE ÖLÇÜ

"Mecmûat'ül-hakayık" adlı kitabtan alınan ve "Zamanların değişmesi ile hükümlerin değişmesi inkâr olunamaz" şeklinde dilimize aktarılan bir hukuk kaidesini, bazı kimseler, ya gaflet ve cehaletlerinden, veya İslâma dost olmayışlarından, kendi arzuları istikametinde sündürüp zorlamaktadırlar. Cahilâne bir teârüf edası içinde, zamanın şartlarını ve karşılaşılan zorlukları ileri sürerek ve bu kaideyi numarasız gözlük gibi her meseleye teşmil ederek fetva vermekte ve ahkâm kesmek tedirler.

Âyet ve hadisle hükme bağlanmış bir meselede ictihada bile mesâğ bulunmazken, karakûşî usullerle hüküm vermeye asla müsade yoktur. Yukarıda belirtilen kaide, sadece örf ve âdet kabilinden olan şeylerle sınırlıdır (1). Bu sebeple, âyet ve hadisle sabit olmayan küllî hükümlerden bulunmayan bir takım cüzî hükümler zamanın değişmesi ile değişebilir (2). Mesela çok eski zamanlarda, namaz vakitlerinin ha-ricinde, camilerin kapıları kilitlenmezdi. Zamanın geçmesi ile hırsızlık vakaları çoğaldığı için, ibadethane kapılarını kilitlemek câiz görüldü (3).

SULH YAPMADA ÖLÇÜ

Müslümanların birbirleri ile sulh ve selamet içinde yaşamaları en hayırlı ve medenî bir hayat tarzıdır. Buna rağmen bazı insanlar arasında geçim ahenginin bozulduğu ve münakaşa çıktığı olmakta ve aralarındaki düşmanlığı kaldırabilmek için sulh yoluna teşvik zarureti doğmaktadır. Peygamber (s.a.v.)'de Hudeybiye'de bu yolu tercih etmiş ve müşriklerle musâlâhada bulunmuştur. Çünkü "Sulh daha hayırlıdır"(1).

Yapılacak sulh, İslâm dininin düşmanları ile müslümanlar arasında olacak ise önce iki tarafın "Ateşkes"i temin etmesi, ondan sonra barış masasına oturması gerekir. İki tarafın arasında muharebe ve çekişme devam ederken sulhu gerçekleştirmek güçtür. Zira harbin devam etmesi öfkeleri tahrik eder. Sulhun temini, asâbın teskin edilmesiyle mümkün olur.

ŞAHİTLİKTE ÖLÇÜ

İnsanların arasındaki medenî muamelelerde veya aralarında çıkan münakaşalarda ve rızaya dayalı muamelelerde çok kere şahide ihtiyaç duyulmaktadır. Cemiyet hayatında görülen birçok medenî ve tarihî hadiseler, şahidin açıklamalarına dayanarak hükme bağlanmış ve anlaşmazlıklara çözüm yolu bulunmuştur. Bu sebeple şahitliğin ehemmiyeti izaha hacet bırakmayacak kadar açıktır.
Münâzaaya sebep olmuş bir vak'anın tahkikatı sırasında, bazı kimseler, şahitlik yapmaktan kaçmaktadırlar. Hangi his ve sâikle olursa olsun, böyle bir ihmâl asla doğru değildir. Zira bir hadisenin kapalı kalmış tarafları, şahitlerin beyanları ile açıklığa kavuşacak ve adil bir hüküm verilmesine medâr olacaktır. Şahitlikten çekinmek, davanın sürüncemede kalmasına sebep olur. Bu davranışı yasaklayan bir âyeti kerimede şöyle buyrulmaktadır: "Şahitliği gizlemeyin. Kim onu giz-erse, hakikat şudur ki, onun kalbi günahkârdır" (1).

SÖZÜN HÜKME BAĞLANMASINDA ÖLÇÜ

"Kelâmda aslolan, mânâyı hakikattir". Bu itibarla, söylediğimiz bir sözü veya dinlediğimiz bir kelâmı bu ölçüyü dikkate alarak değerlendirmek ve hükme bağlamak mükellefiyetindeyiz. Bir kelâmı hakiki mânâya yüklemek imkânsız olursa ve mecâza gidebilmek için aranan şartlar mevcutsa ancak o zaman mecâzî bir mana murat etmek mümkün olabilir. Hakiki mânâyı kasdetmeye engel olacak bir karine yok iken, benzeyen ile kendisine benzetme yapılan arasında ortak bir yön (vech-i şebeh) bulunmadığı halde, mecâzî mânâya gidilmesi ilmî yön-den bir isabetsizlik örneği teşkil eder.

HÜKÜM VERMEDE ÖLÇÜ

Bazı insanlar arasında zaman zaman anlaşmazlık zuhur eder ve bunların arasını bulmak zarureti doğar. Bu iş, bazan hakeme çok kere de hakime havale edilir. Her iki taraf haklı olamıyacağına göre, hak sahibi ile haksızı teşhis ve tefrik edip hüküm vermede bir takım müeyyideler konulmuştur. Bu sahadaki ölçülere riayet edilecek olursa, isabetli bir sonuç elde etmek kolaylaşır.
Davacı, belge ibraz etme ve şahit gösterme hakkına sahiptir. Hak iddiasında bulunan şahıs, istenecek beyyineyi ibraz edemezse, onun iddiasını inkâra kalkışan davalıya Cenâb-ı Hakk'ın ismi üzerine yemin teklif olunur.

YATIP UYUMADA ÖLÇÜ

Uyku, yorulmuş bulunan insanın dinlenmesi için Allah Teâlâ tarafından lütfedilen bir istirahat halidir. Uykunun tesiri altında bulunurken yapılacak mütalaa verimsiz, eda edilecek ibadet feyizsiz olur. Uyku, "ölüm"ün küçük bir benzeridir. Kişi, elbiselerini çıkarıp yatacağında, kabre girercesine, yatağa uzanmakta ve toprak mesabesindeki yorga-nı kendi eliyle üzerine çekmektedir.
Allah Resûlü'nün sünnetine mutabık ve İslâm ölçülerine uygun bir şekilde uyumak isteyen bir mü'min, abdestli olarak yatmalıdır. Zira abdestin sağlık yönünden olan faydalarına ilaveten, uykuda geçen vakit,boşa geçen bir zaman olmaktan çıkarak ibadet hüviyetine bürünür ve ruhumuz için ulvî âlemlere yücelme imkanı hasıl olur. Görülecek bir düş, "Rüyai sâdık" haline gelir.

Kumardan Sakınmak

"Ey iman edenler! İçki, kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeyta­nın amelinden birer murdardır. Onun için bun(lar)dan kaçının ki muradınıza eresiniz"
(Sûre-i Mâide 90).
Kumar, "zar" gibi ne geleceği belli olmayan mu­hataralı bir şeye bağlı olarak mal almak veya ver­mek demektir.

Kumarda zahmetsizce mal çarpmak veya çarptır­mak olduğundan, Kur'ân-ı kerim lisanında kumarın her çeşidine MEYSİR adı verilmiştir.

Kumar oynamakta kullanılan vasıta ne olursa ol­sun, ne şekilde bir oyun takip edilirse edilsin, ku­marın tarifine dahildir. Yüce İslâm dini "Ben Müslü-manım" diyenlere kumarın her çeşidini haram kıl­mıştır. Herhangi bir kimsenin menfaatini "oyun" ile ve haksız olarak kendine aktarmak haramdır.

Sarhoşluk Verici Şeylerden Sakınmak

"Ey îman edenler! İçki, kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeyta­nın amelînden birer murdardır. Onun için bun(lar)dan kaçının ki muradınıza eresiniz"
(Sûre-i Mâide: 90).

Değerli Gençler!
Allah Teâlâ insanları halketmiş, onların hayat ve sıhhatlerine elverişli gıdalarla yeryüzünü bir nimet sofrası halinde döşemiş ve faydalanmalarına müsa­ade etmiştir. Fakat insanın sağlığına zarar verecek şeyleri de haram kılmıştır.
Kur'ân-ı Kerimin yasakladığı şeylerden biri de içkidir. İçerisindeki alkol nisbeti düşük veya yüksek olsun, hangi ismi alırsa alsın, serhoşluk verici her şey bir içkidir ve aynı zamanda "HARAM"dır.

Yemek Tarifleri

Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar



Google
 

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:

Fetvalar::1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13