Liseli Gençlere

SEVGİLİ liseli gençler!.. Sizler bu ülkenin, bu milletin, bu devletin geleceğisiniz, ümidisiniz, en kıymetli varlığısınız. Türkiye’nin yaşaması, ayakta durması, yücelmesi, dünyaya örnek ve model olması ancak ve ancak sizlerin iyi, doğru, güzel insanlar olmasıyla mümkündür. Siz bozulursanız, siz vasıflı vatandaşlar olarak yetişemezseniz istikbalimiz (geleceğimiz) karanlıktır. Aşağıda sizlere bazı öğütlerim ve tavsiyelerim olacaktır. Herkesin bunları kabul etmesi ve hayata uygulaması belki mümkün olamaz ama bir kısmınız mutlaka kabul edecektir, beni haklı bulacaktır.

Televizyonunuzu kapamayı unutmayınız..!

24-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek “Turn off tv/Turn on life(Televizyonu kapat, Hayatı aç)” kampanyasını tanıtan Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av M Bülent Deniz; “ülkemizde bu kampanyayı bu yıl 5. kez gerçekleştiriyoruz” dedi.

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Av M Bülent Deniz konuyla ilgili olarak yaptığı basın toplantısında şu görüşlere yer verdi

“Bilgilenme, öğrenme ve eğlenme amacının dışına taşan TV izleme süresi, insan yaşamının 9 yılını işgal etmektedir. Özellikle ABD ve Türkiye’de korkunç boyutlara ulaşan TV izleyiciliği, kumanda’nın izleyiciye egemen olduğu bir noktaya dayanmıştır. Şiddet, pornografi ve manipülatif görüntülerin yoğun olarak kullanıldığı TV programları, bir süre sonra “kolik”lik oluşturmakta, insanlar TV’nin esiri haline dönüşmektedirler.

Zekâ ve cinsellik

Cinsellik ve zekâ, insanların en duyarlı oldukları iki konudur. Kimse aptal olduğunu veya iktidarsız olduğunu kabul etmek istemez.

Son yıllarda Batı ülkelerinde yaygınlaşan bir eğilim var: Bazıları, ulusların zekâ düzeylerinin ülkelerin gelişmişlik düzeyini de belirlediğini ileri sürüyorlar. 'Yeni ırkçılık' gibi adlarla anılsalar da 'yenisi' fazla olmalı, basbayağı ırkçı bir tavırdır bu.
Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini ve o toplumlarda yaşayan insanların aldığı ortalama zekâ testi puanlarını yan yana koyup bu sonuca ulaşıyorlar.

Kuşkusuz ki öyle bir araştırma yapılabilir.

MEDYA İÇKİYİ ÖZENDİRİYOR

Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rümeysa Demirdamar, medyanın içki reklamı yaparak gelecek nesillerin kötü alışkanlıklar kazanmasına sebep olduğunu söyledi.

IFK OLAYI

Ifk; yalan, büyük yalan, Iftira namuslu birinin namusu hakkinda Iftira etmek.

Ifk olayi; Islâm tarihinde Resulullah (s.a.s)'in zevcesi ve müminlerin annesi (el-Ahzâb, 33/6). Hz. Âîse hakkinda münâfiklar tarafindan uydurulan Iftira olayinin adi. Olay Buhâri, Müslim gibi ana kaynaklarda tafsilâtli olarak anlatilir. Bizzat Hz. Âîse, olayi cereyan tarzi ve sebepleriyle birlikte detayli olarak anlatmaktadir.

Olayin gerçek yüzü münâfiklarin, Medine'de güvenli bir yurt edinen ve günden güne gelisen Islâm toplumunu parçalamak için Islâm peygamberinin aile mahremiyetini hedef alarak, bas vurduklari bir aleyhte propaganda ve karalama hareketidir. Onlar, Resulullah'in, en yakin arkadaslari ile arasini açabilirlerse, Islâm'i yok etme emellerine kIsa yoldan varabileceklerini zannediyorlardi. Münâfiklar Mustalikogullarina karsi düzenlenen cihat harekatinda, Hz. Âîse'nin basina gelen normal bir olaydan yararlanarak Hz. Ebu Bekir'le Resulullah'in arasina fitne sokmaya ve Resulullah'i gözden düsürmeye çalistilar.

Zaruretsiz kadınlara bakmak ve tokalaşmak

Sual: Zaruretsiz kadınlara bakmak ve tokalaşmak günah mıdır?

CEVAPÇ Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır.) [M. Enhür]

(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]

(Gözlerin zinası harama bakmak, kulakların zinası zinaya götürecek sözleri dinlemek, dilin zinası zinaya sebep olacak sözleri konuşmak, ellerin zinası namahremi tutmak, ayakların zinası günah olan yerlere gitmektir.) [Buhari]

Başınıza gelen bir bela bin hayrın habercisi olabilir

Her insan, hayatının değişik karelerinde farklı farklı da olsa musibetlerle karşılaşmıştır/karşılaşmaktadır.

Tevhid adına mühim bir husus olması itibarıyla da bu meselenin ayrı bir önemi vardır. Esasen insanın başına gelen her musibet büyük ölçüde onun hatalarındandır. Nitekim, “Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir.” (Şûrâ, 42/30) ayet-i kerimesi de bu hakikati hatırlatmaktadır. Başka bir ayette ise hakikat şöyle ifade edilmektedir: “İki ordunun karşılaştığı gün içinizden arkasına dönüp kaçanlar var ya, işte onları, işlemiş oldukları bir kısım hatalarından dolayı şeytan zelleye uğratmıştı.” (Âl-i İmran, 3/155) Evet insana gelen her iyilik Allah’tan, fenalık ise nefsindendir. (Bkz. Nisâ, 4/79) Çünkü fenalıkları isteyen, insanın nefsidir. Bu itibarla da derecesine göre insan, kalbinden geçen, hayalini kirleten veya şöyle-böyle kendisini meşgul eden, meşgul edip duygularına fısk aşılayan bir kısım düşünce, tasavvur ve tavırlardan ötürü muaheze görebilir.

Günah çeşmesi

Evliya Çelebi, Melek Ahmet Paşa’nın Özi valiliği sırasında (1650) neredeyse bütün Rumeli’ni dolaşarak ünlü seyahatnamesine zengin sahneler ilave etti. İşte Sofya civarında başına gelen bir hadise; kısaltarak anlatalım:

“(Votoş yaylalarından inerken) bir ihtiyar yörük dedi ki:

-Bunda bir kayada bir çeşme vardır ki Talih Çeşmesi derler; varın onda talih tutun.

Dere içine gittik. Refiizade Şefiî Çelebi dedi ki:

-Dinleyin ey vefalı ihvan! Bu çeşme o çeşmedir ki, her kim ömründe katil, zina gibi kebair işlemişse ondan su alıp içemez. Ancak eteği temiz ve tereddütsüz olanlar nûş edip safa kesb edebilirler. Yani ki içemeyenler daha sonra halktan utanıp bednâm olurlar, isterseniz geri dönelim.

Günümüz gençliği çok ciddi imtihan içindedir!

Eski ifadesiyle istimna yeni ifadesiyle ise masturbasyon meselesi çok sorulan bir soru. Bu meseleyi kaynaklarına inerek, fazla da detaya varmadan inceleyelim.

Evvela hemen şunu söyleyelim ki, mezhep imamlarımız, istimna için ittifak halinde "haramdır" hükmünü vermişlerdir. Bu hususta, Hanbelîler’in el-Muğnî’sine, Malikîler’in Müdevvene-i Kübrâ’sına, Hanefîler’in ise Hidâye ve Fethu’l-Kadîr’ine bakılabilir. Yusuf el-Kardavî, İmam Ahmed İbn Hanbel’e dayanarak istimnâ için câizdir dese de, İmam İbn Hanbel’den bize gelen böyle bir nakil yoktur.

İlginç bir vak’a

Peçevi İbrahim Efendi ile Gelibolulu Âlî’den naklen özetliyoruz:

Kanuni dönemi alimlerinden Sahn müderrisi iken şeyhülislam hakkında Rüstem Paşa’ya yazdığı bir şikayet mektubunda devlet itibarına saygısızlık ettiği için padişah huzurunda azarlanarak azledilmiş bir Arapzade vardır. Bilahare Semiz Ali Paşa vezir-i azam olunca ilk icraatı bu Arapzâde’yi Mısır kadılığına tayin etmek oldu. Âlî’ye göre o gece olanlar şöyledir:

Divandan sonra saadetlü padişah hasodayı teşrif buyurup canlarının sıkkın olduğu belli olunca Yakup Ağa;

-Düşmanlarınız mahzun olsun; padişahımın ıztırabı nedir? diye sormuş ve hünkar hazretleri;

Zina kelimesinin telaffuzu

Türk Ceza Kanunu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisinde ele alındığı şu günlerde televizyon kanallarının pek çoğu, zina’nın tanımı ve kapsamını tartışmakta ve arada ağız birliği yapmışçasına Arapça kökenli zina kelimesinin ilk hecesini uzun telâffuz etmektedirler. Örnek olarak CNN televizyonun Editör adlı haber programına naklen katılan muhabir, zina kelimesini birkaç kez kullandı ve her defasında zina kelimesinin ilk hecesini uzatarak söyledi (27.8.2004, saat: 19.15).

TGRT’nin haber programında Jülide Ateş, zina kelimesini doğru söylerken, ekranda görünmeyen, geri plandaki spiker ise aynı kelimenin ilk hecesini birkaç kez uzun telâffuz etti. Zina sözünün ilk hecesinin öteki radyo ve televizyonlarda da sık sık uzun söylendiğine tanık oldum. Oysa bu kelimenin ilk hecesi değil son hecesi uzundur. Son hecede yer alan ve açık hece durumunda bulunan uzun ünlüler Türkçede genel olarak kısalma eğilimi gösteriyor. Zina sözünde de durum böyledir. Son hecelerin uzun ünlüleri giderek kısalıyor. Ancak zina sözünde bu durum tam gerçekleşmemiştir. Zina sözü, -nın tamlayan eki aldığında son hecedeki uzunluk daha açık duyulabiliyor. Bu durumda zina kelimesinin ilk hecesinin kısa olduğunu öncelikle belirtelim. Son hecesindeki uzunluk ise ek aldığında daha net ortaya çıkıyor.

Edep yâ hû!

Edep, bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgi anlamında kullanılan terimdir. Terbiye, kavlen, fiilen insanlara lütuf ile muamele etmek, güzel ahlak, usluluk, haya, sünnete uygun hareket etmek demektir.

İmamı Rabbanî, edebi şöyle tarif eder: “Bilesin, âdaptan velev ki bir edebi muhafaza, mekruhlardan velev ki tenzihi olsun bir mekruhu terk etmek, zikirden, tefekkürden, murakabe ve teveccühten çok daha eftaldir.”

Şair ne güzel söylemiş:

Ehli diller arasında aradım, kıldım talep.

Her hüner makbul imiş, illa edep illa edep.

Focus'tan "cinsel bağımlılık dosyası"

Masum bir zevk arayışı, bağımlılık yapan tehlikeli bir davranış modeline dönüşebilir mi? Peki gerçek bir seks bağımlısının özellikleri nelerdir? Cinsel bağımlılık nerede başlıyor, tehlike sınırı nasıl çiziliyor?

Cinsel bağımlılık testi

Ayrıntılı dosyada cinsel bağımlılığın çeşitleri, Türkiye'den uzman görüşleri, dünyada yapılan araştırmalar ve örnek vakaların yanı sıra uzmanların hazırladığı bir de cinsel bağımlılık testi var. Testteki sorulara verilen yanıtlar, bağımlılığa ne kadar yatkın olunup olunmadığını ortaya koyuyor. Ayrıntılar Focus'un Ocak sayısında...

İçmeyene vergi indirimi

İsveç'te; içkiyle mücadeleyi hedefleyen derneklerden birinden, "alkol kullanmadığına dair" belge alana, vergi-sigorta indirimi uygulanıyor. Daha da dikkat çekicisi, aynı hak camiler için de geçerli. İsveç hükümeti, cami müdavimlerinin içki içmeyeceklerine dair kanaatten dolayı, imamlardan alınan "İçki kullanmaz" kayıtlı belgeyi resmi evrak olarak kabul ediyor.
İsveç'ten bir uygulama: İçkiyle mücadeleyi hedefleyen derneklerden birinden, "İçki içmediğine dair" bir belge alana, vergi-sigorta indirimi uygulanıyor. Daha da dikkat çekicisi, aynı hak camiler için de geçerli. İsveçliler, dinine bağlı Müslümanların içki içmeyeceklerini bildikleri için, camilerdeki imamlardan alınan "Alkol kullanmamaktadır" kayıtlı belgeyi resmi evrak olarak kabul ediyorlar. Bu belgeyi getirenler, özel vergi-sigorta indiriminden faydalanmaya hak kazanıyorlar. İçki kullanmayan bazı cemaat üyelerine bu belgelerden vererek, vergi-sigorta indiriminden faydalanmalarını sağlayan cami görevlisi Fatih Aksay, uygulama hakkında şunları söylüyor:

Gençlerimiz

MUHATABIM terbiyeli, inançlı, efendi bir genç. Yedi sene İmam-Hatip okulunda okumuş, teknik bir branşta yüksek tahsil yapmış. Beş vakit namaz kılıyormuş. Damdan düşercesine sordum:
– Serserilik, uğursuzluk yapıyor musunuz?
– Hayır, dedi. Kendimi yetiştirmeye çalışıyorum.
– Sizi imtihan etmeme müsaade eder misiniz? Olumlu cevap alınca şu soruyu yönelttim:
– Allah’ın on dört sıfatını sayar mısınız?
– Sayamam... dedi. Allah, Allah!.. Yedi sene İmam-Hatip okulunda okumuş ve en basit bir ilmihal bilgisini öğrenememiş.
Coğrafyadan imtihan ettim, Avrupa ülkelerinin başkentlerini bilemedi. Tarih sordum, o sahada da asgari lise kültüründen mahrumdu.

Yemek Tarifleri

Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar



Google
 

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:

Fetvalar::1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

İçeriği paylaş